"Eğer zerreler memur olmazlarsa, her bir zerrede, ya bir ilm-i muhît veya bir kudret-i mutlaka veya hadsiz mânevî makineler, matbaalar bulunmak lâzım gelir. Bu ise yüz derece muhaldir" cümlesini esas alarak suali cevaplandırır mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sualin tamamı şöyle;

SUAL: Sen çok yerlerde demişsin ki: "Vahdette nihayet derecede kolaylık var; kesrette ve şirkte nihayet müşkülât oluyor. Vahdette vücub derecesinde bir suhûlet var; şirkte imtinâ derecesinde bir suûbet var" diyorsun. Halbuki, gösterdiğin müşkülât ve muhâlât, vahdet tarafında da cereyan eder. Meselâ, diyorsun: "Eğer zerreler memur olmazlarsa, her bir zerrede, ya bir ilm-i muhît veya bir kudret-i mutlaka veya hadsiz mânevî makineler, matbaalar bulunmak lâzım gelir. Bu ise yüz derece muhaldir." Halbuki, o zerreler memur-u İlâhî de olsalar, yine öyle bir mazhariyet lâzım gelir- tâ hadsiz muntazam vazifelerini yapabilsinler.” Bunun hallini isterim.”

Bu çetin suali soran Üstadımız, cevabını da çeşitli cihetleriyle harika bir şekilde vermiştir.

Biz burada sadece Üstadın bir teşbihinden hareketle konunun daha iyi anlaşılmasına çalışacağız. Üstad hazretleri birçok dersinde kâinat kitabından bahseder. Evet, kâinat kudret kalemiyle yazılmış ve her kelimesi, her harfi sonsuz mânalar taşıyan bir kitaptır. Bu kitabın mürekkebi ise atomlardır.

Konunun daha rahat anlaşılması için konuya tam hâkim bir âlimin, mürekkep kalemle yazdığı, ilmî bir makaleyi misal alalım. O makalede, konu farklı vecheleriyle ele alınmış, tahlil edilmiş, giriş cümlesinden sonuç cümlesine kadar bütün kelimeler tam bir nizam içinde yerlerini almışlar, böylece söz konusu ilmî yazı ortaya çıkmıştır. Yazının tamamının o âlim zatın ilminde mevcut olduğu, yazdığı her bir kelimedeki her bir harfin onun ilmiyle yerini aldığı kabul edilmediği takdirde, her bir harfi teşkil eden bütün mürekkep zerrelerinin yazının tamamını bilmesi gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...