“Her bir zerre, eğer memur-u İlâhî olmazsa ve Onun izni ve tasarrufuyla hareket etmezse ve ilim ve kudretiyle tahavvül etmezse…” şeklinde devam eden yeri izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Meselâ havanın her bir zerresi, her bir çiçekle her bir meyveye, her bir yaprağa girer ve işleyebilir. İşte şu zerre, eğer memur olmazsa, bütün girebildiği ve işlediği masnuların tarz-ı teşkilâtını ve suretlerini ve heyetlerini bilmek lâzımdır, ta içinde işleyebilsin. Demek muhît bir ilim ve kudrete mâlik olmalı ki böyle yapsın.”(1)

Bu ise muhal olup, her bir zerrenin Allah’ın izni ve tasarrufu ile hareket eden memuru olduğunu gösterir.

Çünkü memur olmak, emir eri olmak anlamına gelir. Buna göre zerre ya amir olup her yeri idare eden ve emir veren konumda olmalıdır. Ya da memur olup her şeye gücü yeten ve emir veren birinden emir alma pozisyonunda olacaktır. Kendisinden bile habersiz olan zerrenin bütün kâinata mutlak amir olması düşünülemeyeceğine göre, mutlak amir olan birinden emir alıp iş yapması akla daha uygun görünmektedir.

Üstadımızın Risalelerin çok yerlerinde verdiği verdiği bu misal, konuyu anlama noktasından çok mühimdir.

"Eğer o zerreler, her bir şeyin her bir hal ve vaziyetini bilen ve her şeye, ona lâyık vücudu ve vücudun levâzımâtını vermeye kadîr ve kudretine nisbeten her şey kemâl-i suhuletle musahhar olan bir Zâtın memuru ve emirber bir vazifedarı olmazlarsa; o toprağın her bir zerresinde ya bütün çiçekli ve meyvedarların adedince mânevî fabrikalar ve matbaalar içinde bulunması lâzım gelir ki, o cihazatları ve eşkâlleri birbirinden uzak ve birbirinden ayrı mevcudat-ı muhtelifeye menşe olabilsin veya bütün o mevcudata muhit bir ilim ve bütün onların teşkilâtına muktedir olacak bir kudret vermek lâzımdır, tâ bütün onların teşkilâtına medar olsun. Demek, Cenâb-ı Hak'tan nisbet kesilse, toprağın zerrâtı adedince ilâhlar kabul edilmesi lâzım gelir. Bu ise, bin defa muhal içinde muhal bir hurafedir."

"Fakat memur oldukları vakit çok kolaydır. Nasıl bir sultan-ı azîmin bir âdi neferi, o padişahın namıyla ve onun kuvvetiyle bir memleketi hicret ettirebilir, iki denizi birleştirebilir, bir şahı esir edebilir. Öyle de Ezel ve Ebed Sultanının emriyle, bir sinek bir Nemrudu yere serer; bir karınca bir Firavunun sarayını harap eder, yere atar; bir incir çekirdeği bir incir ağacını yüklenir."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz, Mukaddime.
(2) bk. age., Yirmi İkinci Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...