"Kabir tam mânâsıyla, ölüm bütün çıplaklığıyla ve zeval ve fenâ ağlattırıcı levhalarıyla bana göründü." İzah eder misiniz, ölümün çıplaklığı ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bir zaman yüksek bir dağ başındaydım. Gafleti dağıtacak bir intibah-ı ruhî vasıtasıyla, kabir tam mânâsıyla, ölüm bütün çıplaklığıyla ve zeval ve fenâ ağlattırıcı levhalarıyla bana göründü."

"Herkes gibi fıtratımdaki fıtrî aşk-ı bekà, birden zevâle karşı isyan edip galeyana geldi. Ve muhabbet ve takdirle pek çok alâkadar olduğum ehl-i kemâlât ve meşahir-i enbiya ve evliya ve asfiyanın sönmelerine ve mahvolmalarına karşı mahiyetimdeki rikkat-i cinsiye ve şefkat-i nev’iye dahi kabre karşı tuğyan edip feveran etti."(1)

Ölümün çıplaklığı demek, ölüm hakikati, bütün cihetleri demektir. Yani "Ölüm bütün hakikati ve yönleri ile bana göründü" denilmek isteniyor. Ölüm inkâr edilemez en büyük hâdise ve en mühim bir hakikattir.

“Çünki ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peyda ediyor.” (14. Söz)

Ölüm; bütün hataların ve gafletlerin başı olan dünya sevgisini ve gafleti izale eden, manevî hastalıkları tedavi eden en tesirli ilaç, en büyük ikaz ve en tesirli nasihatçidir.

Zamanın değişmesi, asrın başkalaşması” ölüm hakikatini değiştirmiyor, kabir kapısını kapatmıyor. İnsanın mahiyetindeki sonsuz âcizliği tedavi etmiyor.

İnsanların ekserisinin gaflete dalması, günahlara girmesi bizi kurtarmaz. Herkes kabre tek başına girecek, amelleriyle baş başa kalacak ve herkes kendi hesabını yalnız başına verecektir.

Küfür nazarında ölüm, hiçlik kuyusuna atılmak ve ebedî yok olmaktır.

Mü’minin nazarında; "Mevt, idam değil; tebdil-i mekândır. Kabir ise, zulümatlı bir kuyu ağzı değil; nuraniyetli âlemlerin kapısı" ebedî saadetin başlangıcıdır.

“Tebdil-i mekân” ifadesi, ölümün yokluğa gitmek olmayıp, sadece yer değiştirme olduğu dersini verir. Yani, bir insan bir şehirden diğerine göçtüğünde artık birinci şehirde onun varlığından söz edilmez, ama ikinci şehirde varlığını devam ettirir. Ölüm de bu dünyadan ayrılmaktır, ama yok olmak değildir. Ruhun bedenden ayrılmasıyla insan, dünyadaki bütün eşya ile alâkasını kesmiş olur. Artık ne güneş ona yol gösterir, ne yerküre onu sırtında gezdirir, ne de hava onun ciğerlerini temizler. Ancak, bunların hiçbirine muhtaç olmayan ruh, bu âlemden göçtükten sonra da hayatını “kabir âlemi” denilen yeni bir âlemde sürdürür.

“…ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.” (26. Lem’a)

İşte ölümün hem imana hem de küfre göre bütün çıplaklığı, yani bütün cihetleri izah ediliyor.

(1) bk. Şualar, İkinci Şua, Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...