"Ehl-i küfrün, az bir zamanda nihayetsiz cinayet işlemeleri ve nihayetsiz bir azaba müstahak olmaları; vahdaniyet delillerine karşı küfür ile mukabele, nimetlere karşı küfran ile mukabele,.." izah?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir çok risalede bu konu çeşitli yönleriyle ele alınmış, hem aklı ikna, hem de kalbi tatmin edecek izahlar getirilmiştir. Burada da insanın kısa zamanda nihayetsiz cinayet işlemesi, soruda geçen dört maddede ele alınmıştır:

Bunların her biri sonsuz bir cinayettir. Şöyle ki:

- Allah’ın varlığının ve birliğinin delilleri sonsuzdur. Bu kadar delilin inkâr edilmesi sonsuz bir cinayettir.

- Allah’ın nimetleri de sonsuzdur. “Organlarından hücrelerine, ruhundan hissiyatına kadar; üzerinde seyahat ettiği dünyadan, her nefeste kanını temizleyen havaya kadar; geceden gündüze, güneşten aya kadar; sebzelerden, meyvelere, sütten, bala kadar uzanan sayısız ihsanlara ve nimetlere mazhar bir insan”, bütün bunları inkâr edercesine, Allah’a isyan ederse, bu nimetlere karşı küfran ile mukabele etmiş ve sonsuz bir cinayet işlemiş olur.

- Gerek kendi vücudumuzda görev alan organlar, gerekse bizi kuşatıp her yönden yardımımıza koşan varlıklar çok kıymetli eserlerdir. Hiçbirini yapmak beşer takati dahilinde değildir. Bu kadar mucizeleri ve onlara takılan hikmetleri, manaları hiç dikkate almamak, düşünmeye değer bulmamak yine sonsuz bir cinayettir.

- Her varlığın hakikati bir veya daha çok esmaya dayanır. Varlık âlemi İlâhî isimlerin tecellileriyle doludur. Bu varlıkları dikkate almamak, onlarda tecelli eden esmâyı dikkate almama manasına gelir. Bu ise Cenâb-ı Hakk’ın nihayetsiz izzetine karşı bir isyan mahiyeti taşımakla yine nihayetsiz bir cinayet olur. Bu varlıklardan en önemlisi insanın kendisidir. Allah’ın bütün isimlerine ayna olan, onun misafiri ve cennetine davetlisi olma şerefine eren, taşıdığı istidadın ulviyetiyle arza halife olan insan, bu üstün mahiyetini ve kabiliyetini küfür ve isyan yolunda harcarsa, kendinde tecelli eden bütün isimlerin tecellilerini şer ve isyan yolunda kullanmış ve böylece o isimlere karşı büyük bir edepsizlik etmiş olur. Bu ise tek başına büyük ve sonsuz bir cinayettir.

Küfür, kainattaki bütün mevcudatın haklarına bir tecavüz, bir hakarettir. Kainatın birinci maksadı, Allah’ı insanlara tanıtmak ve sevdirmektir. Bütün mevcudat bu maksat etrafında kümelenmiş hizmet ederken, insanın bu ana maksadı görmezden gelmesi ve inkar etmesi, bir cihetle atomdan gezegenlere kadar her mevcudun hareket ve vazifesini hafife almak ve onların haklarına bir tecavüz etmektir. Öyle ise basit gibi duran inkar, neticesi itibari ile çok büyük ve zulümlü bir harekettir. "Şirkte büyük bir zulüm vardır." ayeti buna işaret ediyor.

Diğer bir husus; nasıl mahkemede suçun yanında bir de kamu davası açılır; zira mahkeme insanların ortak bir alanıdır. Aynı şekilde küfür ve şirk sadece Allah’ın izzet ve azametine dokunan bir suç değil, ayrıca bütün kamunun da hakkına bir tecavüz olmasından, Allah kafiri cezalandırırken bütün bu hakları da nazara alıyor ve öyle yargılıyor.

Bin kişinin çalıştığı bir gemide, dümenci vazifesini yapmasa ve gemiyi karaya oturtsa, gemi sahibi o dümenciyi cezalandırırken, diğer gemi çalışanlarının da hakkını o dümenciden sorar. Dümenci, ben basit bir dümeni döndürdüm, neden bu kadar üstüme geliyorsunuz, demeye hakkı yoktur. Belki dümeni sağa çevirmek basit bir eylem olabilir; ama neticesinde koca gemi mürettebatı ile batıyor. Demek önem eylemin basitliğinde değil, ondan sudur eden neticenin büyüklüğündendir.

İşte kainat da koca bir gemi gibidir, içinde insanın dışında sayısız mahlukat tam vazifesini ifa ediyor; insan ise mahiyeti noktasından şu kainat gemisinin dümencisi gibidir. Şayet insan iman ve ibadet vazifesini terk ederse, bütün kainat gemisinin mürettebatını tahkir ve tezyif etmiş olur. O zaman elbette kainat gemisinin sahibi olan Allah, hem kendine, hem de diğer gemi mürettebatına yapılan bu zulmü cezalandırır.

Bu bölümde kâfirin cinayetlerinden bahsedilmektedir. Bu makamda zikredilen cinayetler şunlardır:

1. Vahdaniyetin delillerine karşı küfür ile mukabele etmek.

2. Bütün nimetlere karşı küfran ile mukabele etmek.

3. Bütün mevcudatı kıymetsizlik ile itham ve tahkir etmek.

4. Bütün esma-i İlahiyenin tecelliyatına karşı red ve inkâr ile mukabele etmek.

Kâfirin işlemiş olduğu cinayetlerden bu makamda bu dört tanesi zikredilmiştir. Üstadımız diğer makamlarda, kâfirin daha birçok cinayetinden bahsetmiş ve kâfirin ebedî cehennemi hak ettiğini ispat etmiştir. Makam münasebetiyle, kâfirin diğer cinayetlerini burada kaydetmeyi uygun görüyoruz.

Kâfir ebedi cehennemi hak eder, çünkü:

1. Bazen büyük bir devletin küçük bir elçisini hiçe saymak, gönderdiği mektubu yırtmak savaş sebebi olabilir. Bu noktada elçinin ve mektubun küçüklüğüne değil, yapılan hareketin büyüklüğüne bakılır. İnkârcılığı meslek edinen kâfir de Allah’ın elçisi olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’i ve Allah’ın mektubu olan Kur’an’ı hiçe saydığı için büyük bir kabahat işlemiştir. Bu kabahatin tek cezası ise ebedî cehennemdir.

2. Her şey kendine mahsus bir lisanla "Allah vardır, birdir, her şeyin sahibidir, bizlerde onun engin manalar taşıyan mektuplarıyız..." derken, kâfir bu gerçeği inkâr etmekle onları yalancılıkla ittiham eder.

3. Özene bezene harika resimler yapıp bir sergide teşhir eden ressamın eserlerini hiçe sayarcasına "Bunları da güzel diye asmışlar, ne kadar manasız ne kadar anlamsız ve ne kadar çirkinler; herhâlde boyalar kendiliğinden dökülüp bu şekilleri almış..." diyen kimse, tablolara ve sanatkâra ne büyük bir hakarette bulunmuş olur.

İşte kâfir de Cenab-ı Hakk’ın nihayet derecede güzellik ve sanat ile yarattığı mahluklara, "Rastgele yapılmış, manasız şeyler!" diyerek, her biri bir sanat harikası olan o yaratıklara karşı hakarette bulunmaktadır. Ağzından çıkan bir kelimeye bile manasız denilmesine kızan insan, bütün kâinata manasız demekle sanatkârını kızdırıp sanatkârın hukukuna tecavüz etmiş olmaz mı? Ve bu cinayeti sebebiyle cehennemi hak etmez mi?

4. O harika resimler ve tablolar ressamlarından ötürü değer kazanır. Meşhur bir ressamın tablosu milyarlara satılırken, meşhur olmayan ressamın tablosu çok daha ucuza satılmaktadır. Hatta aslına son derece benzeyen tablolar bile o meşhur ressamın elinden çıkmadığı anlaşılınca beş para etmez. Aynen bunun gibi, her bir yaratık da yaratıcıları olan Allah hesabına değer kazanır. Allah'ı inkâr eden bir kimse, dolayısıyla mahlukatın kıymetini de iskat etmiş ve değerini düşürmüş olur.

5. Bir insana "Sen babasızsın!.." demek ne büyük bir hakaretse, mahlukata da "Siz sahipsizsiniz, rastgele olmuşsunuz!.." demek öyle bir hakarettir.

6. "Güzeli gösteren ayna güzelleşir." kabilinden, kâinattaki her bir yaratık Allah’ın güzel isimlerine ayinedarlık yapıp güzellik kazanırken, kâfir bütün bunları tesadüfe vermekle sayısız yaratığın hukukuna tecavüz eder.

7. Kâfir, Allah'ın yarattığı, bin bir hikmetle yoğurup halk ettiği mahlukatı çürümeye mahkûm, cansız, ruhsuz, gayesiz bir madde yığını olarak görmekle büyük bir haksızlık yapmıştır.

8. Biz namaz kılarken birisi bize "Bu namaz kılmıyor, sahtekârlık yapıyor." dese ne kadar da kızarız. İşte kâfir de küfrüyle mahlukatın fıtri ibadetlerini ve Allah’ın isimlerine karşı yapmış oldukları tesbihatı inkâr etmek ile onların hukuklarına tecavüz eder.

9. Bütün mahlukat Allah’ın vazifedar birer memurudurlar. Kâfir ise Allah’ı tanımamakla, onları memuriyet makamından indirip görevsiz, vazifesiz ve başıbozukluk ile itham eder.

Hülasa: Kâfir Allah’ın elçisini inkâr eder, mektubunu yırtar, bütün mahlukatın tevhid-i İlahiyeye dair yaptıkları şehadeti yalanlar ve onları tekzip eder, kıymetlerini iskat eder, düşürür, kâinatı ve içindekileri manasızlıkla ittiham eder, onları sahipsizlikle ittiham ederek hakaret eder, güzelliklerini inkâr eder, onları manasız ve cansız maddi bir yığın görerek onlara haksızlık eder, ibadet ve tesbihatlarını inkâr edip onları memurluk makamından indirerek başıbozuklukla ittiham eder...

Hem de öleceğini bildiği hâlde bunları yapar. Acaba bir de ölümsüz olsaydı, kim bilir neler yapardı?

İşte bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı Cenab-ı Hak, mahlukatının hukukuna yapılan bu tecavüze karşı kâfiri ebedî hapse mahkûm eder. Ta ki adalet sağlansın ve mazlumun hakkı zalimden alınsın.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...