"Elbette, dört fertten bin yüz on bir kuvvet-i mâneviyeyi temin eden sırr-ı ihlâsı kazanmakla tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dört tane "bir" rakamı yan yana durduğunda "bin yüz on bir" değerine ulaştığı gibi, dört inanmış insan da samimiyet ve ihlas ile omuz omuza verdiği zaman, bin yüz on bir adam kuvvetine ulaşabilirler.

Burada samimi bir şekilde yapılan ittifakın ve birlikte hareket etmenin ne kadar tesirli, mühim ve büyük bir kuvvet olduğu ifade ediliyor.

Bazı harplerde, bir sahabeye on düşman askeri düştüğü halde mağlup olmamışlardır. Üç yüz kişilik İslâm ordusu dokuz yüz kişilik küffar ordusunu mağlup etmiştir. Bunun en büyük sebebi ihlas ile yapılan ittifaktır. Yani misalde verilen on akıl, yirmi göz, yirmi kulak tabirleri mübalağa değil, aynı hakikattir. "Birlikten kuvvet doğar", "Danışan dağı aşar" gibi atasözleri hep bu tecrübelerin bir ifadesidir.

Resul-i Ekrem Efendimize (sav.) nübüvvet vazifesi tevdi edildiği zaman başta öz amcası, akrabaları ve bütün müşrikler ona düşman idiler. Etrafında bir avuç Müslüman vardı. Allah Resulü (sav.) tek başına, silahsız, kuvvetsiz ve kapısında tek bir nöbetçisi olmadığı halde, toprak bir evde rahat uyuyordu. Eşsiz imanı, metaneti, teslim ve tevekkülü ve Cenab-ı Hakk'ın inayetiyle çok kısa bir zamanda davasında muvaffak oldu.

Evet, Allah’ın şefkat ve merhametini, lütuf ve keremini, inayet ve yardımını celp etmenin yolu; ihlas ve ittifaktır. Bu ittifak ve birlik sadece manevî sahalarda değil, diğer bütün işlerde de cari ve tesirli bir kuvvettir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...