Block title
Block content

"En küçük tabakat-ı mahlûkat olan zerrattan, ta semavata ve semavatın birinci tabakasından, ta Arş-ı Azama kadar birbiri üstünde teşkilat var. Her bir sema, bir ayrı âlemin damı ve rububiyet için bir arş ve tasarrufat-ı İlahiye için bir merkez..." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hz. Peygamber (asm) Miraç Gecesi kâinatla ilgili bütün İlahi güzellikleri ve mükemmellikleri yine İlahi emirle gezmiş, bunlarla İlahi isimleri ve sıfatları okumuş ve bununla Allah (c.c)’a ait olan daireye, marifet kazanarak ilerlemiştir.

Evet O zat (asm) o akşam gördü ki, varlıkların en küçük yapı taşı olan zerrat ordusundan, tâ semavata ve ta arş-ı azama kadar her makamın, mekânın, âlemin ve varlığın ayrı ayrı teşkilatı, vazifeleri, kanunları ve kuralları vardır.

Şimdi bu cümlede geçen ifadeleri açıklamaya çalışalım:

1. En küçük tabakat-ı mahlûkattan olan zerrâttan, tâ semâvâta ve semâvâtın birinci tabakasından, tâ Arş-ı Âzama kadar birbiri üstünde teşkilât var:

Evet, en küçük âlemden en büyük âleme kadar tüm varlıklarda ayrı ayrı teşkilatlar var. Ayrı ayrı kanunlara tabidir. Ayrı ayrı özellikleri vardır. Mesela, atomun teşkilat kanunu ile hücrenin teşkilat programı birbirinden çok farklıdır. Ağaçların kanunu ile meyvelerin teşkilat kanunu apayrıdır. Hayvanların da kanunları birbirlerinden çok değişiktir. Denizlerin, havanın, gezegenlerin, yıldızların, sistemlerin ve galaksilerin işleyişi birbirlerinden farklı olduğu gibi “arş” ve “kürsi” dediğimiz âlemlerin kanun ve işleyişi çok daha farklılık arz eder.

2. Her bir sema, ayrı bir âlemin damı olması: Kur’an’da yedi sema tabakası anlamında “seb’a semavat” tabiri kullanılmaktadır. Bu sema tabakalarından maksadın ne olduğu müfessirlerce ihtilaflıdır. Üstad Hazretleri On İkinci Lem’a'da bu tabakaların izahını genişçe yapmaktadır. İşte bu semaların her biri, bizim bilemediğimiz ruhanilerin ve İlahi tecelligâhların damıdır. Bütün o âlemlerde yapılan tasarruflar o damın altında cereyan etmektedir. Burada farklı farklı esma galip şekillerde tecelli etmekte ve görünmektedir.

3. Her bir sema, rububiyet için bir arştır: Her bir sema tabakası ayrı ayrı İlahi tecellilerin dolayısıyla İlahi isimlerin tecelligahıdır. Yani, her bir varlık ve her bir unsurun mahiyeti Allah’ın arşıdır. Toprak, su, kalp, çiçek, sinek, inek, dağ, taş, yer, gök gibi varlıkların mahiyetleri birer arştır.

Nasıl ki bir padişah tahtına oturup ülkeye nasıl hükmediyorsa -teşbihte hata olmasın- Cenâb-ı Hak da isim ve sıfatlarıyla varlıkların mahiyetlerinde tecellî edip o varlıklara hükmediyor. Yani her bir varlığın mahiyeti, Cenâb-ı Hakk'ın tahtıdır (arşıdır). Mesela, güneş aynaların içine aksiyle nüfuz eder. Bir koltuğa, bir tahta oturur gibi aksiyle aynaların içine oturup oraya hükmeder. Aynen öyle de -teşbihte hata olmasın- Cenâb-ı Hak da her bir varlıkta isim ve sıfatlarıyla tecellî eder; her bir varlık Onun isim ve sıfatlarının birer arşıdır ve birer tahtıdır. Yani bir çiçek Cenâb-ı Hakk'ın Mücemmil (Güzelleştirici) isminin arşıdır. O isimle o çiçekte tecellî eder ve o çiçek güzelleşir. Bir kiraz ağacı Onun Rezzak (Rızık verici) isminin arşıdır. O isim o kiraz ağacında tecellî eder, kiraz bir rızık olur.

İnsan kalbi bütün isimlerinin arşıdır. Her bir varlık ve her bir unsur Cenâb-ı Hakk'ın isim ve sıfatlarının hükmettiği birer tahttır veya birer arştır.

4. Her bir sema tasarrufât-ı İlâhiye için bir merkez hükmündedir: Allah (c.c) her bir sema tabakasında ayrı ayrı tecelliler ve tasarruflar göstermektedir. İşte her bir varlık İlahi tasarrufun merkezi olduğu gibi, her bir sema tabakasında da ilahi kanunların ayrı tecellileri ve kaideleri görünmektedir. Nasıl ki, insan vücudunda bulunan her bir aza esas itibariyle ortak özelliklere sahip ise de, her bir azadaki kanun ve tasarruf diğerlerinden ayrıdır. Mesela, gözün teşkilat programı beyinkinden farklı, böbreğin çalışma sistemi de ciğerinkinden farklı olduğu gibi, kâinat bedeninde bulunan her bir sema azasında da kanun ve tasarruf prensipleri diğerlerinden farklıdır. Bunların her birisi İlahi tasarruf için bir merkez hükmündedir.

Netice, Hz. Peygamber (asm) miracda bütün sema tabakalarını ve işleyiş merkezlerini ve esma-i İlahiye’nin tecellilerini Allah’ın izniyle görmüş, tâ hakkıyla “ettahiyat-u lillah” diyebilmiştir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...