Block title
Block content

Enenin bir yüzünün vücuda, bir yüzünün de ademe bakması nasıl oluyor, ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şayet insana verilen ene ve benlik hissi küfür ve inkar tarlasında yeşerip beslenir ise, ene vehmi, kesif ve farazi iken, hakiki telakki edilmeye başlanır. Yani ene ve benlik hissi Allah’ı tanımak ve  bilmek aracı iken, tam tersi, inkar ve meydan okuma aracı haline dönüşür. Ene ve benlik hissi farazi ve hayali bir hat iken, inkar ve küfür penceresi sayesinde hakiki ve somut bir duruma geçer.

 İnsan cüzi ilim, irade ve kudretin Allah tarafından verilmeyip, kendisinin  mülkü olduğuna inanmaya başlar. İnkar ve felsefenin derinleşmesi ile  bu duygular cüzilikten çıkar külli haline gelir. İnsan o zaman -haşa- ben de İlahım, demeye kadar işi götürür. Yani ene ve benlik öyle bir histir ki, hayırda istihdam edersen aziz ve yüksek bir kul yapar, şerde ve küfürde istihdam edersen, uluhiyet davasına kadar gider. Enenin bu şerli yüzünde insanın fail olması bu kötü bakış açısına işaret etmek içindir. Yoksa hakiki anlamda fail demek değildir.

Kafir, küfür gözlüğü ile baktığı zaman, kainatta Allah’ın rububiyet ve uluhiyetini göremiyor ve inkar ediyor. Ya tabiat yaptı diyor ya da her bir sebebe uluhiyetlik veriyor. Aynı şekilde, kafir mikro kainat olan ene ve benlik hissine baktığı zaman, ene ve benlik hissinin farazi ve hayali olduğunu ve insana Allah’ın mutlak sıfatlarını tanımak ve tartmak için verilen cüzi bir emanet olduğunu göremiyor ve bu duygulara hakikat ve külliyet payesini veriyor. Bu da insanı bir nevi İlahlaştırmak ve Rableştirmek anlamına geliyor. Bu cihetle insan ademe gidiyor. Yani Allah’ın rızasından uzaklaşıp  cehenneme yuvarlanıyor. Bir insanın aleminde Allah’a iman esası yok ise, her şey yok demektir.

Allah insana bu sahiplenme duygusunu mutlak isim ve sıfatlarını kavratmak ve kıyas yapmak için vermiştir. Yani insandaki cüzi ilim, cüzi kudret, cüzi irade, cüzi sahiplenme duygularının hepsi Allah’ın  isim ve sıfatına açılan bir pencere gibidir. İnsan bu pencere ile Allah’ın isim ve sıfatlarını kavrar.

 Mesela der, "Ben şu küçük hanemin müdebbiriyim, Allah ise bütün kainat hanesinin Rabbidir; ben cüzi kudretimle şu evi yaptım, Allah ise sonsuz kudreti ile kainat evini yapıp yarattı; ben cüzi ilmim ile şu kadar şeyleri bilirim, Allah ise sonsuz ilmi ile her şeyi bilir her şeye muttalidir vs..." İnsan sahip olduğu bu cüzi ve farazi hatlar ile kıyas yaparak, Allah’ın sonsuz isim ve  sıfatlarını idrak eder. Şayet bu sahiplenme duygusu olmasa idi, insan bu kıyası yapmayacağı için, Allah’ın o sonsuz sıfatlarını idrak edemeyecekti. İşte enenin bu yüzü vücuda ve hayra bakıyor.

Özet olarak, küfür ve inkar aslı itibarı ile yoktur ve bir yalandır. Enenin menfi yüzü bu cihete açılıyor. İman ise vardır ve doğrudur, enenin müspet yüzü ise bu cihete açılıyor. Enenin vücut ve ademi açıldığı cihete göre hüküm alıyor. Ene imana açıldığı zaman vücut buluyor, küfre açıldığı zaman ademe gidiyor, demektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2700 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...