"Esbap" bahane midir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Dalâletten gelen hadsiz bir cehalet ve zındıkadan neş'et eden çirkin bir temerrüd sebebiyle bilmiyorlar ki: Esbab yalnız birer bahanedirler, birer perdedirler.”(1)

Gerek bedenimiz, gerek onu kuşatan ve her taraftan onun yardımına koşan şu muhteşem âlem, sayamayacağımız kadar çok kanunun birlikte ve büyük bir intizamla çalışması neticesi varlığını sürdürüyor. İnsanın aklını hayretlere düşüren ve kalbini şükür ve minnettarlıkla dolduran bu kanunlara, “fennî bir nam takarak” konuyu basite irca etmek, kendi kendine ve tabiî olarak meydana gelen ehemmiyetsiz birer hâdise gibi göstermek aklın dalâletine yol açar.

Bir örnek olarak sürekli muhatap olduğumuz “yerçekimi kanunu” üzerinde kısaca duralım:

Terziler genellikle dikiş makinelerinin yanına bir mıknatıs bırakırlar. Bütün iğneler o mıknatısta toplanırlar ve dağılmazlar. Aynı kanunun bir büyük kardeşiyle de Rabbimiz bizi ve bütün canlıları yerküreye bağlamış. Böylece insanlar fezaya dağılmaktan korunmuş olurlar. Demek ki, sadece mıknatıs iğneleri çekmezmiş, toprak da insanı çekebilirmiş.

Benzer bir kanunla da Ay’ı dünyaya, Dünya'yı Güneş'e bağlayan İlâhî kudretin, bu azametli ve rahmetli icraatını hiç düşünmeyip sadece yerçekimi, Güneş cazibesi,.., diyerek bu mucize icraatları basit görmek ve düşünmemek insana hem tefekkür, hem de şükür kapısını kapatır. Bunun sonu ise, düşünmeden yaşamak ve hayvan gibi, belki ondan daha aşağı bir hayat sürmektir.

“Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar (daha sapık ve aşağıdırlar).” (Furkan, 25/44)

“'Âdetullah' namıyla yâdedilen fıtrî kanunlar”da birer perdedirdler. Bunlar saymakla bitmez.

Âdetullah üzere, insanlar nutfelerden, kuşlar yumurtalardan, meyveler ağaçlardan doğarlar. Bunun her zaman böyle olması, “tesadüfle” değil, ancak “kanun” kelimesiyle ifade edilir. Tesadüf; nadiren vuku bulan hâdiseler için kullanılsa bile, süreklilik arz eden hadiseler ancak kanunla ifade edilirler. Bir yumurtadan insan çıksaydı yahut çekirdeğin içinden kuş veya nutfeden bir ağaç çıksaydı bunlara belki tesadüf denilebilirdi. Ama nutfeler, yumurtalar ve çekirdekler âleminde gördüğümüz bu harika nizam, ancak kanunla ifade edilebilir.

Bir insanın sadece bir gözü olsaydı, o da koltuğunun altında yer alsaydı, buna belki tesadüf denilebilirdi. Ama bütün insanların iki tane gözü olması ve bunların simetrik olarak yüzde yer alması ancak “kanun” kelimesiyle ifade edilebilir.

Havanın kanı temizlemesi de ayrı bir kanundur. Havasız yaşayan ve kanı, meselâ, su ile temizlenen bir insan bulunsaydı, bu hâdise belki tesadüfe verilebilirdi. Ama bütün insanların kanlarının hava ile temizlenmesi fıtrî bir kanundur; ne tabiatla izah edilebilir, ne de tesadüfle.

Nur Külliyatı’nda defalarca nazara verildiği gibi, bu kâinat kudret kalemiyle yazılmış İlâhî bir kitaptır. Her bir varlık, taşıdığı harika sanat ve ince hikmetlerle “tekvinî bir ayettir”, yani Allah’ın varlığına delildir. Ve yine bu âlemde her eser bir kudret mucizesidir.

Ebu Cehil ve benzeri kişiler Kur’ân-ı Kerîm’e ve Allah Resulüne (asm.) inatlarından iman etmemişlerdi. Mucizeleri sihir diyerek geçiştirmiş ve üzerinde hiç düşünmemişlerdi. Kâinat kitabındaki ince mana ve hikmetlerden ise çok uzakta kalmışlardı.

Bugün, fen bilimleri kâinat kitabındaki her bir varlığın taşıdığı ince ve derin manaları kör gözlere de gösterdiği halde, hâlâ bu kudret mucizelerini tabiata ve tesadüfe verenler elbette Ebu Cehil’den daha ziyade cahil olurlar.

Meselenin bir başka yönü ise, Ebu Cehil’in inançsızlığının çok dar bir dairede etkili olmasına karşılık, bugünün inançsızları, hem kitle iletişim vasıtalarını kullanarak, hem de dernek, kulüp, loca, örgüt gibi şahs-ı manevîler halinde çalışarak çok insanların küfür ve dalâletlerine sebep olmaktadırlar. Bu yönleriyle de bu asrın din düşmanları, Ebu Cehilleri de Firavunları da Nemrutları da çok gerilerde bırakırlar.

(1) bk. Sözler, On Dördüncü Söz'ün Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
E
Okunma sayısı : 1.323
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...