"Evet, geçen baharın defter-i amalinin sahifeleri ve hidematının sandukçaları olan tohumları, çekirdekleri muhafaza eden ve ikinci baharda gayet şaşaalı, belki yüz derece aslından daha bereketli bir tarzda muhafaza eden..." Misalle izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, geçen baharın defter-i a’mâlinin sahifeleri ve hidemâtının sandukçaları olan tohumları, çekirdekleri muhafaza eden ve ikinci baharda gayet şâşaalı, belki yüz derece aslından daha bereketli bir tarzda muhafaza eden, neşreden Kadîr-i Zülcelâl, elbette sizin de netâic-i hayatınızı öyle muhafaza ediyor ve hizmetinize pek kesretli bir surette mükâfat verecektir." (Mektubat, Yirminci Mektup, Birinci Makam)

Bir buğday başağında mesela on buğday tanesi bitmişse, Allah’ın fıtrî şeriatına uyarak toprağa giren ve orada parçalanan bir buğday tanesine Cenab-ı Hak bire on mükâfat vermiş demektir.

Keza her bir meyve çekirdeği de ağacının bir amel defteri gibidir. Ağacın işlediği bütün faaliyetler ve ortaya çıkan meyveler kaderin bir manevi mektubu gibi o çekirdekte yazılmıştır.

Bir tohumun, bir çekirdeğin amellerini neticesiz bırakmayan Allah, elbette bir ömür boyu onun emri dairesinde yaşayan ve ölümü tatmakla kabre konulan bir müminin de bütün amellerine bir başka âlemde mükâfat verecektir. Bunu bütün semavi kitaplarıyla ve bütün peygamberleriyle beşere vaad etmiş, müjde vermiştir.

İnsanın amellerine karşılık cennette verilecek olan mükâfatlar akıl almaz derecede büyüktür. Ne çekirdek ne ağaç misaliyle kıyas kabul etmez. Allah Resulü (asm.) bu büyük mükâfatı; “Ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de beşerin kalbine, hatırına gelmiştir.” şeklinde tarif eder. Ve bir hadis-i şeriflerinde de bu büyük mükâfata ermeyi, ana rahmindeki çocuğun dünyaya gelmesine benzetir. Yani, bu kâinat, nasıl ana rahmindeki dar ve karanlık menzilden akıl almaz derecede büyükse, cennet de bu dünyaya göre öyledir.

Allah Hafiz isminin bir muktezası olarak kâinatta her şeyi kayıt altına alıp muhafaza ediyor. Bunun en müşahhas misali, bahar mevsiminde sergilenen o muazzam güzelliklerin bir sonraki baharda tekrar neşredilebilmesi için tohum ve çekirdeklerde arşivlenmesidir.

Hayat mertebesi açısından en aşağıda olan bitkilerin muhafaza edilmesine bu kadar hassasiyet ve itina gösteren Hafiz-ı Zülcelal, elbette kâinatın halifesi olan ve en yüksek makamda bulunan insanın amellerini muhasebe için kayıt altına alıp muhafaza edecektir.

Muhasebe ise, ya mükâfat ya da mücazat için yapılır. Yani kâinattaki bu muhafaza; muhasebe, mükâfat ve ceza için yapılmaktadır. Öyle ise insan başıboş değil, her amelinden hesaba çekilecek ya ceza görecek ya da mükâfat...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...