"Evet, halk ve icadda bir şerr-i cüz’î ile beraber hayr-ı kesir vardır. Bir şerr-i cüz’î için hayr-ı kesiri terk etmek, şerr-i kesir olur. Onun için, o şerr-i cüz’î, hayır hükmüne geçer." Bu ifadeyi açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Halk ve icatta şer yoktur. Şeytanın dahi yaratılışı netice itibarıyla hayırdır. Mesela; insanlar öldürülsün diye bıçaklar yapılmıyor. Ancak bıçaklar insan öldürmeye müsait bir şekilde yapılmıştır.

Aynen öyle de yaratılan her şey imtihan gereği olarak müspet ve menfi, iki şekilde de kullanılmaya müsait yaratılmıştır. Ancak asıl gaye, o şeyin hayra kullanılmasıdır. Söz konusu "şer-i cüz'i"den maksat, eşyanın şerde kullanılmasıdır.

Şerlerin ve günahların yaratılması ile onların irtikâp edilmesi farklı şeylerdir. Şerlerin yaratılmasında nice ince ve latif hikmetler bulunurken, şerlerin işlenmesinde azim bir zulüm ve çirkinler vardır.

Bir fabrikatör, mamüllerine zarar gelebilir veya satılmaz endişesi ile fabrikayı yapmaktan vazgeçse, birçok hayrı ve menfaati terk ettiği için vehham ve divane addedilir.

Cüz’i bir şerrin gelememesi için külli hayrı terk etmek külli bir şerdir. Öyle ise kâfirlerin kendi iradeleri ile küfre girip ebedî ateşte yanmalarına mani olmak için mahlûkatı yaratmamak külli bir şer olur ki, bu da Allah’ın hikmet ve iradesi ile bağdaşmaz.

"İşte, şu sırdandır ki, kisb-i şer, şerdir; halk-ı şer, şer değildir. Nasıl ki, pek çok mesâlihi tazammun eden bir yağmurdan zarar gören tembel bir adam diyemez, 'Yağmur rahmet değil.' Evet, halk ve icadda bir şerr-i cüz'î ile beraber hayr-ı kesir vardır. Bir şerr-i cüz'î için hayr-ı kesiri terk etmek, şerr-i kesir olur. Onun için, o şerr-i cüz'î, hayır hükmüne geçer. İcad-ı İlâhîde şer ve çirkinlik yoktur; belki abdinkisbine ve istidadına aittir."(1)

Yani şerri binlerce hikmete ve maslahata binaen yaratmak, şer ve çirkin değil, yaratılan o şerre bulaşmak ve onu irtikâp etmek şerdir ve çirkinliktir. Bu sebeple insanın şerre ve günaha kabiliyetli yaratılması şer ve çirkin değil, kabiliyetin şerde kullanılması şerdir. Bu da iki şekilde olmaktadır:

Birisi; insanın kendi iradesi ile şerri tercih etmesi.

Diğeri ise; mizaç ve fıtratının bozulmasından hâsıl olan bir icbar ile şerre girmesidir. Yani insan kendi temiz fıtratını kötülüğe ve şerre öyle bir alıştırıyor ki; artık o fıtratın hayra ve güzelliğe hiç bir liyakati kalmıyor. Şer ve kötülük yaratılıştan gelen temiz fıtratın yerini alıyor. Başlangıçta kendi iradesi ile kötülüğe gider ama daha sonra fıtrat bozulup kokuşunca, artık irade onun emrine girer. Artık şerden ve günahtan başka bir şey yapmaya kabiliyeti kalmayacak bir vaziyete düşer. İşte insanın istidat ile günahı işlemesi bu manadadır. Yoksa o şerri cebren işliyor değil. İnsan fıtri ve temiz istidatlarını, kesbi ve pis istidatlarla yer değiştiriyor. Onu onun yerine ikame ediyor. İkinci şerli bir fıtrat oluşturuyor demektir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...