"Bir şerr-i cüz'î gelmemek için bin hayrı terketmek, hikmet ve adâlete münâfidir. Çendan şeytan yüzünden ekser insanlar dalâlete giderler. Fakat ehemmiyet ve kıymet, ekseriyetle keyfiyete bakar, kemmiyete az bakar veya bakmaz." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yaratma noktasından, şer ve çirkin diye bir şey yoktur. Her şey ya bizzat güzeldir ya da neticeleri itibarı ile güzeldir. Bu noktadan bakıldığı zaman, hakikatte ve yaratma hususunda şer diye bir şey yoktur. Şerri binlerce hikmete ve maslahata binaen yaratmak şer ve çirkin değil, ancak yaratılan o şerri irtikâp etmek şerdir ve çirkinliktir.

Ateşin faydalarından biri yemeklerimizi pişirmesidir. Onun en büyük ve en mühim vazifesi ise; cehennemde kâfirleri, müşrikleri ve din düşmanlarını yakması olacaktır. Şeytan ateşten yaratıldı, kendini üstün görüp kibirlendi, Âdem’e secde etmediği için İlâhî rahmetten kovuldu ve arzusu üzerine kendisine kıyamete kadar insanlara musallat olma, onları yoldan saptırma izni verildi. Ona dokunan ve ona uyan yanar, dokunmayan, uymayan ve onunla mücadele eden ise manen terakki eder, Rabbinin rızasına nail olur.

Şeytanlar, meleklere ve hayvanlara musallat olmadığı için onların makamları sabittir. Eğer insan nefsine kötülüğü emretme özelliği verilmemiş olsaydı ve ona şeytan musallat edilmeseydi, insanların manen terakki etmeleri söz konusu olmaz, dereceleri de meleklerdeki gibi sabit kalırdı.

Bu müsabaka meydanında firavunlardan enbiyaya kadar uzun bir terakki mesafesi vardır. Nefis ve şeytanla mücadele cennet gibi ebedî bir saadeti netice verir. Eğer şeytan ile mücahede olmasaydı elmas ve kömür hükmündeki kabiliyetler aynı mertebede kalırlardı. Kabiliyetler bu mücahede sayesinde inkişaf etmektedir. Demek şeytanın yaratılmasında büyük hikmetler gizlidir.

Şerlerin yaratılması şer değildir, şerri işlemek şerdir. Ateşe dokunan yanar, dokunmayan aynı ateşte yemeğini pişirir. Elini yakan kişi, ateşin yaratılışı şerdir diyemez.

Küçük bir zarar gelmesin diye büyük bir faydayı netice verecek bir işi terk etmek, büyük bir zarardır: “Hayr-ı kesir (büyük hayır) için, şerr-i kalil (küçük şer) kabul edilir” mühim bir kaidedir.

Vatanımızın bekası ve milletimizi selameti için nice kahraman vatan evlatlarımız şehit düşüyor, içimiz yanıyor. Eğer asker ve polis şehit düşmesin diye cihat terk edilirse, yarın daha büyük felaketler yaşanır, devletin bekası tehlikeye düşer ve telafisi mümkün olmayan daha büyük şerlere kapı açılır.

Hem meselâ yağmur yağdırılmasında binlerce güzel neticeler ve hikmetler vardır. Yağmurun biraz fazla yağdırılması durumda bazen sel baskınları olabiliyor. Bazı kimselerin evini su bastı, tarlasına zarar verdi diye; “‘Yağmur rahmet değil, şerdir” denilmez.

Onun için hikmet ve hayır, küçük zararlara ve şerlere bakmaz, neticede hâsıl olan küllî hayra bakar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Dagmera

Küçükken evin penceresinden bakıyordum. Hava karardı ve acip bir yağmur geldi. 

- Hava bozdu, dedim.

- Ne demek hava bozdu, dedi rahmetli babam. Sen çiftçinin o yağmuru ne kadar dört gözle beklediğini biliyor musun, dedi.   

Bencil insanoğlu, kendi küçük penceresinden, kendine bakan ciheti düşünüyor. Ama külli neticeleri düşünemiyor.  

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...