"Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun?.." Devamıyla genel olarak izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir hadis-i şerifte insanların ahirete ve cennete gitmeleri, ana rahminden bu dünyaya gelişlerine benzetiliyor. Bu dünya ana rahmine göre ne kadar büyük, yüksek ve aydınlık ise cennet de dünyaya göre öyledir.

Bu hakikat bir başka hadis-i şerifte;

“Ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de beşerin kalbine hutur etmiştir.”(bk. Buhari, Bed'ü'l-Halk 8; Müslim, Cennet 2)

şeklinde tarif edilir. Dünyanın; kedersiz, hüzünsüz ve saadetle geçen bin senelik mes’udane hayatı, cennet hayatının bir saatine mukabil gelmez; ana rahmindeki bin senelik bir hayatın dünyadaki bir saate mukabil gelmemesi gibi. Aynı şekilde cennetin de bin senesi, bir saat “rü’yet-i cemâl”e mukabil gelmez. İşte insan böyle hayallerin çok ötesinde bir saadet yurdunda, Hâlıkının ve Ma’budunun huzuruna çıkma ve rü’yetine mazhar olma saadetine erecektir.

O hâlde kabir kapısına ağlayarak değil, gülerek girmesi gerekir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Evet, cennet, bütün lezaiz-i maneviyeye medar olduğu gibi, bütün lezaiz-i cismaniyeye de medardır." Lezzetlerin ruhani olduğunu beyan eden âlimler de var. Üstad'ın bilhassa cismani lezzetlere dikkat çekmesinin hikmeti ne olabilir?

- "Saadet-i ebediye, iki kısımdır. Birinci ve en birinci kısmı: Allah’ın rızasına, lütfuna, tecellisine, kurbiyetine mazhar olmaktır. İkinci kısmı ise, saadet-i cismaniyedir..." İzah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...