"Vedûd ismine mazhar bir kısım evliya, “Cenneti istemiyoruz. Bir lem’a-i muhabbet-i İlâhiye ebeden bize kâfidir” demişler..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretlerinin Güneş misalini meselemize şöyle uygulayabiliriz:

İnsan yeryüzünde iken güneşi görür. Işığı gözlerini kamaştırdığı için bu görmeyi bir dağı görmekte olduğu kadar rahat gerçekleştiremez. Hayalen insanı güneşe doğru hareket ettirelim. Güneşe yaklaştıkça onun hem ziyasını hem hararetini daha fazla hisseder. Yanmadığını farzederek yolculuğuna devam ettirelim. Bir noktada Güneşin ışığı onu tamamen kaplar ve artık güneşten başka bir şey göremez olur.

Güneş'in hararetini celâl tecellisine, ışığını cemâl tecellisine benzetirsek, bir veli marifetullah vadisinde ne kadar ileri giderse hem sevgisi hem de korkusu o nisbette artar.

“Allah’ı en çok seveniniz benim, O’ndan enfazla da ben korkarım.”(1)

hadis-i şerifi, Allah Resulünün (asm.) marifetullahtaki akıl almaz yüksekliğini, vüs’atini ve enginliğini ders verir.

Bütün hak tarikatlarda ve yine bütün hakikat mesleklerinde ortak nokta, insanın sevgi ve korku hislerini mahlûkattan çekip Allah’a tevcih etmesini temin etmektir. İşte dünya hayatında kalbini mahlûkattan tamamen kesip Hakk’a bağlayan büyük insanlar, cenneti de dünya gibi bir mahlûk bilir ve ona gönül bağlamanın da Hak muhabbetine perde olacağına inanırlar. Bu iman ile cennete de teveccüh etmeyerek muhabbet-i İlâhiyenin bir zerresinin kendilerine ebeden kâfi olduğunu söylerler.

Üstat Hazretleri Yirminci Mektup’ta şöyle buyurur:

“Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun? Otuz İkinci Söz'ün âhirinde denildiği gibi, dünyanın bin sene mesudâne hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmeyen cennet hayatının ve o hennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rüyet-i cemâline mukabil gelmeyen bir Cemîl-i Zülcelâlin daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun.”(2)

Yine bir hadîs-i şerifte insanın ahirete göçmesi, anne rahmindeki bir çocuğun dünyaya gelmesine benzetilir. Anne rahmindeki çocuğun aklı olsa, o dar âlemde bin sene yaşamaktansa, dünyada bir saat yaşamayı tercih edecektir. Hadîs-i şerîfin ihbarına göre de dünyada bin sene yaşamak cennetin bir senesine mukabil gelmez.

Dipnotlar:

(1) bk. Buhari, İman 13.
(2) bk. Mektubat, Yirminci Mektup, Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...