"Ey insan! Kur’ân’ın desâtirindendir ki, Cenâb-ı Hakkın mâsivâsından hiçbir şeyi, ona taabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme..." İkinci Nota'yı özetler misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İKİNCİ NOTA"

"Hakikattar bir rüyada gördüm ki, insanlara diyordum:"

"Ey insan! Kur'ân'ın desâtirindendir ki, Cenâb-ı Hakkın mâsivâsından hiçbir şeyi, ona taabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. Hem, sen kendini hiçbir şeyden tekebbür edecek derecede büyük tutma."(1)

Kur’ân'ın bize öğrettiği temel dusturlardan biri de şudur: Allah’tan başka hiç bir şeye ibadet edilemez. Eğer edilirse şirk olur. Bütün varlık; en küçüğünden en büyüğüne, zerreden güneşe, insandan meleğe kadar her şey bu noktada, yani mabud olamama noktasında eşittir. İbadet edilmekten uzak olma noktasında her varlık eşittir.

Bir diğer dustur ise, gururdan sakınmaktır. Kur’ân, insanları gururlanmaktan, kendini başka varlıklardan veya insanlardan üstün görmekten menediyor. Zira insan mahlûktur, yaratılmıştır. Diğer bütün varlıklar da mahlûktur ve yaratılmışlardır.

Her kimde bir güzellik, kemal, meziyet, makam ve servet varsa, hepsi Allah’ın ihsanıdır, ikramıdır, lutfudür. Hiç kimse kendi meziyeti ve serveti ile iftihar edemez ve gururlanamaz.

Allah insanı en mükemmel bir şekilde terbiye etmiş, mahlûkatın en şereflisi olarak yaratmış, akıl, şuur ve nutuk gibi en büyük nimetler ihsan etmiştir.

Rabbimiz akıl ve idrak verseydi hayvandan bir farkımız olur muydu?

Eğer Yüce Allah elimizi kalem tutacak şekilde terbiye etmeseydi, bir ressam resim çizebilir miydi?

Arıyı bal yapabilecek şekilde terbiye eden, ipek böceğini ipek dokuyabilecek biçimde yaratan, ağacı meyve verecek şekilde tanzim eden Allah, insanı da hayırlı işler yapabilecek bir fıtratta ve kabiliyette yaratmıştır. Arı balıyla, ağaç meyvesiyle, tavuk yumurtasıyla iftihar edemeyeceği gibi, insan da meziyetleriyle iftihar edemez, iyilikleriyle gururlanamaz.

“İnsanın yaptığı kemalât ve iyiliklerde hakkı yoktur; mülkü değildir, onlara güvenemez.” (Mesnevi-i Nuriye)

Bütün aynalarda tecelli eden ışık, güneşten geldiği gibi, insandaki her güzellik de Allah’tan gelmektedir. İnsana düşen, meziyetleriyle ve iyilikleriyle gururlanmak değil, o nimetlerden dolayı Rabbine şükretmektir. İnsana yakışan şöhret değil, tevazudur, kendini methetmek değil, istiğfardır.

"Çünkü mahlûkat mâbûdiyetten uzaklık noktasında müsâvi oldukları gibi, mahlûkiyet nisbetinde de birdirler."

Allah'tan başka her varlık ibadet edilmekten aynı derecede uzaktır. Zira hepsi mahlûk olmada eşittirler. Yani Allah'tan başka her şey yaratılmıştır ve mahlûkat sınıfındandır. Zerre de güneş de insan da melek de mahlûktur, Allah’ın eseridir. Zerre veya karınca küçük olduğu için hakir görülemez, güneş büyük olduğu için ona ibadet edilemez. Mahlûkiyet nisbetinde hepsi birdirler.

Bir kitaptaki bir cümle veya kelime diğerlerinin kâtibi olamaz, zira hepsi “yazı olma” noktasında birbirinin misli ve benzeridirler. Kâtip ise, yazı cinsinden olmayan ve bütün yazıları kaleme alan ayrı bir zattır.

Her bir yıldız da sema sayfasında, kudret kalemiyle yazılmış bir kelimedir. Diğer yıldızlarla aynı mahiyeti taşır. Bu yönleriyle, yani yıldız olmaları bakımından bütün yıldızlar birbirinin mislidir ve birbirine eşittir. Bunlardan birinin diğerlerine Rab olması düşünülemez.

Bütün ağaçlar ağaç olmakta, bütün canlılar canlı olmakta, bütün cansızlar cansız olmakta ve nihayet bütün mahlûkat mahlûk olmakta eşittirler. Bunlardan biri diğerlerine Rab olamaz.

Ne kadar manevî makam sahibi de olsa, hiçbir insan mahlûkiyetten çıkıp ulûhiyet kazanamaz. Bu hususta, İki Cihan Serveri (asm) ile herhangi bir insan eşittir. Bu ölçüyü anlamayan ve bilmeyen insanların ekserisi, aciz ve zaif mahlûkatı kendine mabud ve İlah ittihaz etmişler.

Mesela, sanat ve nakış olan tabiat ve sebepler, materyalistler tarafından mabud ve ilah kabul edilmişlerdir. Yine Hristiyan ve Yahudiler, mahlûk ve kul olan peygamberlerini ulûhiyet makamına çıkarıp, dalalete düşmüşlerdir.

(1) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

greatweb
Allahın masivası (ondan gayrısı) mahluktur. Mahluk da küçük harfle başlayan bir kelimedir; çünkü özel bir isim değildir. Dolayısıyla özel bir isim olmayan mahluk kelimesine işaret ederken küçük harfle "o" denmesi bence daha uygun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
drerkan
Kimde bir güzellik varsa bilsin ki o ödünçtür... Hz. Mevlana
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas
ALLAHrazı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...