"Mevcudat içinde en kıymettar insandır." ile "Mahlukiyet nisbetinde birdirler." cümlesi arasında tezat var mı?
Değerli Kardeşimiz;
"Fünunun ittifakıyla ve ulûmun şehadetiyle, hilkat şeceresinin en mükemmel meyvesi insandır. Ve mahlûkat içinde en ehemmiyetli insandır. Ve mevcudat içinde en kıymettar insandır." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a, Dördüncü Nota)
"Mahlûkat mâbûdiyetten uzaklık noktasında müsâvi oldukları gibi, mahlûkiyet nisbetinde de birdirler." (bk. age., İkinci Nota)
Bu iki ifade arasında bir çelişki değil, bilakis insanın konumunu tam olarak belirleyen muazzam bir denge vardır. Risale-i Nur’un genel perspektifiyle bu durumu şu üç temel başlıkta telif edebiliriz:
Mahlukiyet ve Mâbudiyet Eşitliği (Dikey Münasebet)
İkinci Nota’daki ifade, Yaratıcı ile yaratılan arasındaki mutlak mesafe ile ilgilidir.
Acziyet Noktası: Bir atom da bir Güneş de bir karınca da bir insan da yoktan var edilme ve varlığını sürdürmek için Allah’ın iradesine muhtaç olma noktasında tamamen eşittir. Bütün varlıklar mahluk olma yani yaratılmış olma açısından eşittir hepsini yoktan var eden Allah’tır.
İlahlık Makamına Uzaklık: Hiçbir mahluk, ne kadar mükemmel olursa olsun, mabudiyet vasfına bir adım bile yaklaşamaz. Bu noktada en küçük mahluk ile en büyüğü arasında bir fark yoktur; mesela Güneş "Ben atomdan çok daha büyüğüm öyle ise ilah olmaya daha yakınım." diyemez. İlah olamama açısından Güneş ile atom eşittir.
Kibirin Reddi: İnsan, biyolojik veya zekâ yönünden üstünlüğüne bakıp ben kendi kendime yetebilirim veya diğerlerinden zatî olarak üstünüm diyerek kibirlenemez. Çünkü onun varlık cevheri de diğer her şey gibi emanettir ve yokluktan gelmiştir.
Kıymet ve Hilkat Meyvesi Olma (Yatay ve Fonksiyonel Üstünlük)
Dördüncü Nota’daki ifadeler ise; insanın yüklenen görev, donanım ve mahiyet açısından diğer varlıklar arasındaki konumunu belirler.
Donanım Farkı: Bir ağacın kökü, dalı, çiçekleri, yaprakları ve meyvesi aynı ağaca aittir; ancak meyve, ağacın bütün amacını, programını ve neticesini üzerinde taşıdığı için en kıymettardır. Dal ben de meyve ile eşitim diyemez; meyve ağacın özeti iken, dal sadece bir parçasıdır.
Câmiiyet: İnsan, kâinattaki bütün esma-i ilahiyeyi tartacak cihazlarla donatılmıştır. Diğer varlıklar tek bir aynada sınırlı yansımalar gösterirken, insan küllî bir ayine hükmündedir.
Muhataplık: İnsan, kâinatın sanatkârını tanıyacak, onun (c.c) sanatını takdir edecek ve ona şuurlu bir şekilde ibadet edecek kapasitededir. Bu fonksiyonel üstünlük, ona eşref-i mahlukat unvanını kazandırır.
Netice: Bir Uyumsuzluk mu, Yoksa Farklı Bir Hakikat mi?
Bu iki yaklaşım, madalyonun iki yüzü gibidir:
Hukuk-u İlahiyeye Karşı: İnsan, mahlukiyet dairesinde kalmalı, haddini bilmeli ve acziyetini görüp kibirden kaçınmalıdır. Burada eşittir.
Hukuk-u Kâinata Karşı: İnsan, kendisine verilen yüksek cihazların hakkını vermeli, kâinatın sultanının en nazdar ve sorumlu memuru olduğunu bilerek değerini muhafaza etmelidir.
Özetle; insan mahlukiyet noktasında sıfır gibi mütevazı olmalı, fakat esma-i ilahiyeye ayinedarlık ve vazife noktasında trilyon kadar kıymetli olduğunu bilmelidir. Kibir, insanın kendi aczini unutup üstünlüğü kendinden bilmesidir; izzet ise kendisine verilen yüksek kıymeti Allah adına tanıyıp o makamın gereklerini yerine getirmektir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü