"Fakat, sırr-ı teklif olan imtihan ve tecrübe muktezasıyla, elbette bedahet derecesinde ister istemez tasdike mecbur kalacak derecede mucize olmazdı." cümlesindeki "bedahet derecesinde" ifadesini açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bedahet: Aklı ve iradeyi teslime mecbur edecek derecede delilin açık ve zorlayıcı olmasıdır ki, Allah imtihan gereği kainatı, Kur’an’ı ve mucizeleri böyle bir açıklıkta ve zorlayıcılıkta deliller ile dizayn etmemiştir. Yani insanın kendi hür iradesi ile hakkı ve batılı ayırt edip, kendi tercih ve kemalatını ortaya koyabilmesi için, deliller bedihi değil, nazari tanzim edilmiştir.

Nazari: Akla kapı açıp iradeyi elden almayacak derecedeki delillere verilen bir isimdir. Yani Allah hem mucizelerde hem kainatta hem de Kur’an’da getirmiş olduğu delilleri öyle bir şekilde dizayn etmiş ki, ne akla kapalı ne de iradeyi teslime mecbur edecek kadar açık bir şekildedir.

İnsanların bir kısmı kainata ve Kur’an’a iman ve hidayet nazarı ile baktığı zaman, elmas ve zümrütler değerinde deliller ile donatılmış olduğunu, her bir zerresinde ve harfinde yüzlerce mucize tezahür ettiğini göreceketir.

Aynı kainat ve Kur’an’a dalalet ve küfür nazarı ve dikkatsizliği ile bakıldığı zaman; kuru ve çorak bir arazi gibi durduğunu görürken; hiçbir yerinde ve köşesinde hakkaniyetine dair bir delil ve işaret göremeyecektir.

Peygamber Efendimiz (asm)'in göstermiş olduğu mucizeler bedihi değil, nazaridir. Şayet gösterilen bu mucizeler bedihi olsa idi, mucizeye şahit olan herkes ister istemez iman etmek zorunda kalacaklardı. Bu da dünyanın tecrübe ve imtihan yapısına zıt bir durum olurdu.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...