Risalelerdeki "iki kere iki dört eder derecesinde" ifadesine itiraz edilip, "İman, matematik gibi kesin değildir ve kat'î delillerle ispatlanamaz" deniliyor. Ne dersiniz?
Değerli Kardeşimiz;
İman ile ilgili mevzularda akla kapı açılır, irade elden alınacak kadar aşikâr olmaz. Aksi olsa imtihan sırrı bozulurdu. Yani deliller iradeyi ortadan kaldıracak kadar açık olmuş olsaydı, herkes ister istemez iman ederdi. Bu durumda cüz-i iradenin bir manası kalmaz, imtihan ve tecrübe diye bir şey olmazdı.
Meselâ, gökyüzündeki yıldızlarla herkesin okuyacağı ve anlayacağı şekilde “Lâ ilâhe illallâh Muhammedünrasûlullâh” (Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur Muhammed O’nun elçisidir) yazılsaydı, o zaman herkes inanmaya mecbur olacaktı. Bu durumda imtihan sırrı yok olacak, herkes mecburen inanacak ve kömür ruhlularla elmas ruhlular aynı seviyede olacaktı.
İşte bu hikmetten dolayı, her şeyi yaratan Allah, insanların akıl ve kalplerine kapılar açacak, ama iman etmelerini mecburi kılmayacak bir tarzda ve kıvamda deliller ve mucizeler göstermiştir.
Hatta "kâinattaki kevni mucizeler de bu ayardadır" denilse mübalağa olmaz. Bir çiçeğin, bir balın, bir elmanın yüzündeki sanat mucizesi, nebilerin mucizelerinden geri kalmaz. Ama insanların ekserisi gaflet ile bu mucizeleri okuyup takdir edemiyorlar. Yani deliller iki kere iki dört kesinliğinde, ama insanoğlu bunu bile kabul etmekten kaçınabiliyor. Zaten kaçınabildiği için de mesul oluyor. Kaçınamasa irade mecbur kalıyor ve imtihan bozuluyor demektir.
“İman, matematik gibi kesin değildir ve kati delillerle ispatlanamaz.” ifadesi dinsiz felsefenin uydurduğu koca bir yalandır.
İman esaslarını izah ve ispat etmek kesindir, şüphesizdir, iki kere iki dört katiyetindedir. Yani delilin mahiyeti bu şekildedir, lakin okuyan insanın bunu böyle düşünmesinde ve kabul etmesinde sıkıntılar olabilir. Bu delilin kesinliğine bir zarar vermez, sıkıntı insanın idrak etmemesinde ve okuyamamasındadır. Çok açık ve zahiri meselelerde bile insanlar batıl ve saçma düşüncelere kapılabiliyor.
Meselâ, hâlen dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü kabul etmeyen; fare, inek, put gibi şeyleri kutsal görüp tapan insanlar var. Oysa Allah’ın varlığına ve birliğine güneş gibi işaret eden sayısız deliller var. Ama insan bu kesin delilleri göremiyor, okuyamıyor ve küsufuna sebebiyet verebiliyor.
Bu durumda mesele delilin keskinliğinde değil, insanın gözündeki gaflet perdesindedir.
İlave bilgi için linke tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü