"Fâni bir saati, bâki saatler hükmüne geçebilmesi ve kalbî ve ruhî meyusiyet ve sıkıntıların kısmen zevâl bulması..." Namaz kılanın sıkıntıları neden tümden değil de kısmen zeval olur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Namazın birçok manevî ücretleri vardır. Üstad Hazretleri bu hususu veciz bir şekilde şöyle özetliyor:

"Acaba bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbine kut ve gınâ ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya ve herhalde mahkemen olan mahşerde sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat köprüsünde nur ve burak olacak bir namaz neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır?.." (1)

Namazın ilk ücreti; bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbimize gıda olması, ruhumuza inşirah vermesidir. Lakin namazın ulvî meziyetleri, iman ve namazın keyfiyetine göre, her insanda farklı tezahür ediyor.

“Nasıl bir hurma çekirdeğinden, tâ mükemmel bir hurma ağacına kadar ne kadar merâtib bulunur; öyle de, namazın derecâtında da daha fazla merâtib bulunabilir. Fakat bütün o merâtibde, o hakikât-i nurâniyenin esâsı bulunur." (Sözler, 21. Söz)

Namaz, Allah'ın huzuruna bir davettir. Davete icâbet eden, vazifesini yerine getirmiş olur. Mânen de ne kadar huşu içerisinde olursa, o derece feyizlenir ve o nisbette mükâfat alır.

İman ve namazı; taklidî ve çekirdek seviyesinde olan birisinin, tam ve mükemmel huzuru alması mümkün değildir. İnsanın dünyevî hâdiselerin tazyik ve tesirinden kurtulması da yine iman ve namazın keyfiyetine göredir. “Kısmen” ifadesini bu şekilde anlayabiliriz.

Bu zamanda haberleşme imkânlarının son derece ilerlemesi bir yönüyle büyük bir nimet iken, diğer yönüyle insanın huzurunu bozmasının en birinci sebebi oluyor. Önceki asırlarda, bir köydeki üzücü bir hâdiseyi bile komşu köydekiler bilemezlerdi. Bilmeleri için, birisinin o köyden gelmesi yahut oraya gidilmesi gerekirdi. Şimdi ise dünyanın her tarafında her gün işlenen cinâyetler, yapılan zulümler evimizin içine girmiş bulunuyor. Bu kadar menfî haberlere rağmen huzurlu ve huşû içerisinde bir namaz kılmak çok zordur.

Salih amellerimizi tam bir huzur ile yapamamaktan dolayı ümitsizliğe düşmemeli ve şeytanın oyununa gelmemeliyiz. Mümkün olduğu kadar huzura mâni hallerden ve zihnimizi lüzumsuz şeylerden, kötü arkadaşlardan, ruhumuzu yaralayan zararlı sohbetlerden, hayalimizi ifsad eden ahlâksız neşriyatlardan uzak tutmalı, buna karşılık iman ve Kur’ân hizmetkârlarıyla daha çok görüşmeli ve onlara yardımcı olarak hizmetlerine iştirak etmeliyiz.

İlmihalde beyan edilen şartlara tam uyduğumuz takdirde namaz vazifemizi yerine getirmiş olduğumuzu düşünerek ye’se kapılmamalıyız. Diğer taraftan, namazımızın daha mükemmel olması için de çalışmalı, dua ve niyazda bulunmalıyız.

Namazda yakalanamayan huzurun, namazı terk etmekle ebedîyen bulunamayacağını hatırdan çıkarmamalı, nâkıs da olsa namazımıza devam etmeliyiz.

(1) bk. Sözler, Yirmi Birinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 5.129
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...