“Namazı şevkle kılmak” ifadesini nasıl anlamalıyız? Namazını şevkle kılmayanların sorumluluğu var mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad'ımızın da ifade ettiği gibi; “Şu zamanda amel-i salihin ihlâsla muvaffakiyeti pek azdır.”

Bu fitne, sefahat, menfaat ve enaniyet asrının çok kirli manevi havasında, geçmiş asırlardaki zatların namazdaki huzurlarını yakalamak oldukça zordur.

İnsan, bu farz ibadeti ifa etmek için huzura durup, namazın şartlarını yerine getirdiği takdirde, hem ibadeti makbuldür, hem de sorumluluktan kurtulmuş olur. Ancak, namazdan alacağı feyzin ve sevabın derecesi ‘şevk’ unsuruyla yakından ilgilidir.

Namazı şevkle kılamamak başkadır, onu bir külfet addederek isteksizce kılmak daha başkadır. Ebedî saadet definesinin anahtarı hükmünde olan namazı, şevkle yerine getirmeğe ve huşu ile eda etmeye çalışmak lazımdır.

Üstad'ın şu ifadeleri namazın şevk ile kılınmasını teşvik eden harika bir derstir:

“Arkadaş! Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet ve ulvî bir münasebet ve nezih bir hizmettir ki, her ruhu celb ve cezbetmek namazın şe'nindendir. … Namaz, Hâlık-ı Zülcelal tarafından her yirmidört saat zarfında tayin edilen vakitlerde manevî huzuruna yapılan bir davettir. Bu davetin şe'nindendir ki, her kalb kemal-i şevk ve iştiyakla icabet etsin. Ve mi'racvari olan o yüksek münacata mazhar olsun.” (İşarâtü’l-İ’caz).

“Acaba bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbine kut ve gına ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya ve herhalde mahkemen olan Mahşer'de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü'nde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır?” (Sözler, Yirmi Birinci Söz)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...