"Gecemiz istikbaldir. İstikbalimiz nazar-ı gafletle onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir." ifadelerini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nefsin en mühim zaaflarından birisi unutmaktır. İlk insan Hz. Âdem (as)’a “yasak ağaca yaklaşmaması” emredilmiş, fakat o, bu emri unutarak ona yaklaşmış ve meyvesinden yemiştir. Hz. Adem (as)’in bu tabiatı bütün evlatlarında da aynen vardır. Yani insan unutkan bir varlıktır. Faraza, dün ne yediğini unutur, arkadaşına verdiği sözü unutur, randevusunu unutur. Fakat unutmanın en dehşetlisi ve en tehlikelisi ise insanın kul olduğunu, Rabbini, Allah’a verdiği sözü, O’nun emir ve yasaklarını, dünyada misafir olduğunu ve yaratılış gayesini unutmasıdır. Böyle bir nisyan tam bir gaflet halidir. Böyle gafiller hakkında Allah şöyle buyurur:

“Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşr Suresi, 59/19)

Artık onlar nefislerine dönüp bakmazlar, hep afakla meşgul olurlar. Meselâ kendi ayıplarını hiç görmezler, ama başkalarının ayıpları gözlerinden hiç kaçmaz. Kendilerini kusurdan pak ve münezzeh zannederler. Bir gün gelip öleceklerini hiç hatıra getirmezler. Ebedî dünyada kalacakmış gibi uzun emellere, tatlı hülyalara dalarlar.

Demek ki Allah’ı unutmanın cezası insanın kendini unutmasıdır. Nefsini unutan ona yönelemez, onun terbiyesi ile meşgul olamaz.

Konuşması esnasında sık sık “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki,..” diyen Hz. Peygamber (asm) şöyle dua ederdi:

“Ya Rabbi, göz açıp kapayıncaya kadar da olsa beni nefsime bırakma.”

“Allah’ım seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzel bir şekilde ibadet etmekte bana yardım et.”

“Ey kalpleri çeviren Allah’ım. Kalbimi dinin üzere sabit kıl.”(1)

(1) bk. Ebu Davud, Edeb, 110; Tirmizî, Deavât,124; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV,181.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...