Block title
Block content

"Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın nisyan kökünden gelmesindeki en önemli sebep, Allah’ı ve kulluğu unutmasındandır. İnsanların çoğunluğunun gaflet ve dalalette olması da bu manayı ispat ediyor. Bu unutmak manasının dereceleri vardır; kimisi için unutmak küfür derecesinde iken, kimisi için dalalet, kimisi için de gaflet derecesindedir.

İnsanın hayatında bir intizam ve hedef olmaz ise, (intizam ve hedef burada kulluk ve ibadet anlamındadır) insanın zihni ve düşüncesi nefis ve hevanın peşinde koşar ve bütün aza ve cihazlarını da bu yolda sarf eder. İnsan âdeta kendi benliğinin bir kölesi, bir aracı haline dönüşür. Her şeyi kendi benliğine hizmet eden bir vasıta olarak düşünür. Bu da insanı egoist ve hedonist (hayatın gayesini hazcılık olarak görenler) yapar. Yani insanı bencil ve zevkperest yapar ve firavunlukta bu manaya geliyor.

İnsanın yapmış olduğu bütün zulüm ve ahlaksızlıkların temelinde, insanın kendisini unutması ve gayesiz kalması vardır. Unutmak, burada gaflet ve hedefsizlik anlamındadır. Yani insanın asıl gayesi ve hedefi ibadet ve kulluk iken, insan bunu inkar ve gaflet ile unutup, başka şeylere yöneldiği için zalim ve cahil unvanına liyakat kespetmiştir. Aciz ve fakir olduğunu unutur, sonra da Allah’a meydan okumaya kadar gider.

Ramazandaki oruç, insana unuttuğu kulluğu hatırlatır ve şişirdiği benliğine ayar çeker. Oruç insanın serkeşliğini, yani başıbozukluğu giderir, ahlakın güzelleşmesini temin eder. Nefsine haddini bildirir.

Oruç, insanın nefsini ıslah ve terbiye etmede âdeta terbiyelerin ve riyazetlerin özü ve özeti gibidir. Nasıl ki, namaz ibadetlerin özeti ise, oruç da nefisi terbiye etmek için önerilen bütün terbiyelerin ve disiplinlerin özeti gibidir. Bu manayı latif bir şekilde özetleyen şöyle bir nükte vardır:

"Hadisin rivayetlerinde vardır ki:

"Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: 'Ben neyim, sen nesin?'"

"Nefis demiş: 'Ben benim, Sen sensin.'"

"Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: 'Ene ene, ente ente.' Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten vazgeçmemiş."

"Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: 'Men ene? Ve mâ ente?'"

"Nefis demiş: 'Ente Rabbiye'r-Rahîm ve ene abdüke'l-âciz.' Yani, 'Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.'"(1)

Özetle, insan nefsinin firavunluk potansiyelini ancak oruç ile ıslah edip terbiye edebilir. İnsanın sonsuz aciz, fakir, zayıf, cahil olduğu ancak oruç ile anlaşılabilir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale (Ramazan Risalesi).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...