"Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan "nisyan" kökünden gelir. İnsan Allah’ı, kulluğu, sonsuz aciz ve zayıf olduğunu unutur. İnsanların ekserisi gaflete dalar ve fani olduğunu unutur. İnsan sonsuz aciz ve fakirdir, insanın kendini unutması bunların dikkate alınmadan yaşanması mânasına gelir. İnsan fanidir, lakin ölümü unutur.

İnsan âdeta kendi benliğinin bir kölesi, bir peyki haline dönüşür. Her şeyi kendi benliğine hizmet eden bir vasıta olarak düşünür. Bu da insanı egoist ve hedonist (hayatın gayesini hazcılık olarak görenler) yapar. Yani insanı hodgâm ve zevkperest yapar ve firavunluk da bu mânaya geliyor.

İşte sonsuz âciz ve zayıf olduğunu unutan insan, nefsinin kölesi olur, hevasının peşinde koşar, bütün âzalarını ve latifelerini sefahatte sarf eder. Her şeyi nefsine hizmet eden bir vasıta olarak düşünür. Bu da insanı egoist ve hedonist (Hayatın gayesini hazcılık olarak görenler) yapar, yani insanı bencil, zevkperest ve Firavun yapar.

Yapılan bütün zulüm ve ahlaksızlıkları temelinde; insanın fani, sonsuz âciz ve zayıf olduğunu unutması vardır. Yani insanın asıl gayesi ve maksadı ibadet ve kulluk iken, gaflete dalar, yaratılış gayesini unutur, zalim ve cahil unvanına liyakat kesb etmiştir. Aciz ve fakir olduğunu unutan insan Firavun gibi Allah'a meydan okur.

Oruç tutan kişi, kötü huylardan temizlenir, hak ve hakikatı görmeye mâni olan perdeler önünden kalkar. Melekiyet mertebesine doğru yükselmeye başlar,

Nasıl ki, namaz ibadetlerin en câmi’ fihristesi ise, oruç da nefsi ıslah ve terbiye etmede, riyazetlerin hülasasıdır. Bu mânayı latif bir şekilde özetleyen şöyle bir nükte vardır:

"Hadisin rivayetlerinde vardır ki:

"Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: 'Ben neyim, sen nesin?'"

"Nefis demiş: 'Ben benim, Sen sensin.'"

"Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: 'Ene ene, ente ente.' Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten vazgeçmemiş."

"Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: 'Men ene? Ve mâ ente?'"

"Nefis demiş: 'Ente Rabbiye'r-Rahîm ve ene abdüke'l-âciz.' Yani, 'Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.'"(1)

Hülasa, insan nefsinin firavunluk damarını ancak oruç ile ıslah edip terbiye edebilir. İnsanın sonsuz aciz, fakir ve zayıf olduğu ancak oruç sayesinde anlaşılabilir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale (Ramazan Risalesi).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...