"Güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. Madem güneşi gösteriyorum; benden mum ışığı istemek mânâsızdır, lüzumsuzdur. Belki onların bana dua ile, mânevî yardımla hattâ himmetle muavenet etmeleri lâzım." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BEŞİNCİ MİSAL: Kardeşim Abdülmecid, biraderzadem Abdurrahman'ın (rahmetullahi aleyh) vefatı üzerine ve daha sair elîm ahvâlât içinde bir perişaniyet hissetmişti. Hem, elimden gelmeyen mânevî himmet ve medet bekliyordu. Ben onunla muhabere etmiyordum. Birden bire, mühim birkaç Sözü ona gönderdim. O da mütalâa ettikten sonra yazıyor ki:"

"'Elhamdülillâh, kurtuldum. Çıldıracaktım. Bu Sözlerin herbiri birer mürşid hükmüne geçti. Çendan bir mürşidden ayrıldım, fakat çok mürşidleri birden buldum, kurtuldum.' diye yazıyordu. Ben baktım ki, hakikaten Abdülmecid güzel bir mesleğe girip o eski vaziyetlerinden kurtulmuş."

"Daha bu beş misal gibi pek çok misaller var. Onlar gösteriyorlar ki, ulûm-u imaniye, hususan doğrudan doğruya ihtiyaca binaen ve yaralarına devâen Kur'ân-ı Hakîmin esrarından mânevî ilâçlar alınsa ve tecrübe edilse, elbette o ulûm-u imaniye ve o edviye-i ruhaniye, ihtiyacını hissedenlere ve ciddî ihlâs ile istimal edenlere yeter, kâfi gelir. Onları satan ve gösteren eczacı ve dellâl ne halde bulunursa bulunsun, âdi olsun, müflis olsun, zengin olsun, makam sahibi olsun, hizmetkâr olsun, çok fark yoktur."

"Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. Madem güneşi gösteriyorum; benden mum ışığı -bahusus bende bulunmazsa- istemek mânâsızdır, lüzumsuzdur. Belki onların bana dua ile, mânevî yardımla, hattâ himmetle muavenet etmeleri lâzımdır. Ve ben onlardan istimdat etmem ve medet istemem benim hakkımdır. Onlar, Nurlardan aldıkları feyze kanaat etmek, onların üstünde haktır."(1)

Risale-i Nurlar bu asrın Kur’an güneşidir. Yani Risale-i Nurlar Kur’an hakikatlerinin esaslı ve hakikatli birer tefsiridir. Bu asrın bütün hastalıklarına tam bir deva ve tam bir ilaç hükmündedir. Bu sebeple güneşe iktifa etmeyip keramet gibi cüz’î ve küçük ışıklardan medet ummak, ya da güneşe tercih etmek akıl kârı değildir.

Üstad Hazretleri, Kur’an ve iman hakikatlerini göstermek ve ispat etmek için yeni bir yol, yeni bir tarz ortaya koymuştur.

Üstad Hazretleri bu hakikatı şöyle ifade eder:

“Evet Risale-i Nur on beş senede kazanılan kuvvetli iman-ı tahkikîyi, on beş haftada ve bazılara on beş günde kazandırdığına, yirmi senede yirmi bin zât tecrübeleriyle şehadet ederler.” (Kastamonu Lahikası)

“Tevfik-i İlahî refiki olan adam, tarîkat berzahına girmeden zahirden hakikate geçebilir. Evet Kur'andan, hakikat-ı tarîkatı -tarîkatsız- feyiz suretiyle gördüm ve bir parça aldım. Ve keza maksud-u bizzât olan ilimlere ulûm-u âliyeyi okumaksızın îsal edici bir yol buldum.” (Mesnevi-i Nuriye)

Risale-i Nur’daki bütün hakikatler bu asırdaki insanların fıtratına uygun, fevkalade orijinal ve mükemmeldir. Risale-i Nur’un mevzuları gibi, o mevzuları meydana getiren cümleler ve kelimeler de gayet mükemmel ve orijinaldir. Onlar hiçbir kitaptan alınmamış ve doğrudan doğruya Üstadın kalbine Kur’an’dan ilham edilmiştir.

Risale-i Nur’ın tarzı ve yolu öncekilere hiç benzemiyor. Bu asrın bütün ihtiyaçlarına bakıyor. Öyle ise eski tarz ve yolların bazı hallerini Üstad Hazretlerinden beklemek veya istemek abesle iştigal etmektir.

Hem bu yeni tarz ve yol ile yani Risale-i Nurlarla imanını kurtarıp çok manevî makamlara ulaşanlar, başka yerde hakikat aramaması gerekir, bu onların bir vefa ve sadakat imtihanıdır. Risale-i Nurlar gibi küllî eczalar ortada iken başka eczalar aranır ise hem vefasızlık hem de beyhude yorulmak olur. Ehl-i ilmin Risale-i Nurlara sahip çıkıp Üstad Hazretlerine medet ve yardım etmeleri gerekir, onlara da bu yakışır.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Üçüncü Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...