"Sözler ve Kur’ân’dan gelen nurlar, aklıma ders verdiği gibi, kalbime de iman hali telkin ediyor, ruhuma iman zevki veriyor ve hakeza..." cümlesini açıklar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
Risale-i Nur, Kur’an'ın hakikatli ve manevi bir tefsiri olmasından, halis nurdur. Onunla meşgul olan kişilerin aklını, kalbini ve ruhunu Kur’an'dan aldığı nurla aydınlatır, hakka ulaştırır.
İman ve marifete ait birer mücevherat hazinesi olan Risale-i Nurlar akılları, ruhları ve fikirleri tenvir eder, vicdanları ziyalandırır, kalplere ve gönüllere feyyaz nurlar, âli hisler ve tatlı zevkler bahşeder. İnsana, huzur ve sefa verir, canlara can, neşe ve zevk katar. İnsan bu eserleri mütalaa ettikçe, kalbinde, fikrinde ve ruhunda marifet nurları letafetli goncalar gibi açılır. Bu ulvi hakikatlerin her bir kelimesi ayrı ayrı birer barika-i hikmettir. Risale-i Nur, ilim, irfan ve marifet sahasında büyük bir teceddüd yaptı, ulvi tekâmül kapılarını açıp, onları zulmetten nura, cehaletten, feyiz ve marifete çıkardı.
Aklın nurlanması ise, kâinattaki hadiselere Kur’an'ın nazarı ve adesesi ile bakmaktır. Mesela akıl, ölümün bir hiçlik ve yokluk olmadığını, ebedî hayatın bir başlangıcı olduğunu kat’î delillerle Kur’an'dan aldığı feyiz ile Risale-i Nur akla gösteriyor. Bunu bir akıl nurlanması olarak anlayabiliriz.
Kalbin nurlanması ise, baştan sona Risale-i Nur'un verdiği tahkikî ve tefekkürî derslerin neticesinde kalbin tahkikî iman ile dolup marifetullah ve muhabbetullahda terakki etmesidir.
Kalbin gurur, kibir, haset, adavet ve hırs gibi manevî hastalıklardan kurtulması, iman, marifet, muhabbet ve zikir ile cilalanması ve parlaması, hep o hakikatli ve nuranî derslerin bir neticesidir.
Ruhun nurlanması ise, aynı akıl ve kalp gibi o imani derslerle kuvvet bulup nuraniyet kazanması ve bunun davranışlara aksetmesidir. Mesela, ruhu geniş ve nuranî olan bir mü’min, hayattan tam lezzet alır. Hem de dünyanın hadisatı onu sıkmaz hem de insanlara karşı müşfik ve adaletli olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü