"Hakikat-i İslâmiyeti, nasıl dar buldunuz ki, fukaraya ve mutaassıp bir kısım hocalara tahsis edip, İslâmiyetin yarı ehlini dışarıya atmak istiyorsunuz?" Buradaki "İslamiyetin yarı ehli" tabirini nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey insafsızlar! Umum âlemi yutacak, birleştirecek, besleyecek, ziyalandıracak bir istidadda olan hakikat-i İslâmiyeti, nasıl dar buldunuz ki, fukaraya ve mutaassıp bir kısım hocalara tahsis edip, İslâmiyetin yarı ehlini dışarıya atmak istiyorsunuz? Hem de umum kemâlâtı câmi, bütün nev-i beşerin hissiyat-ı âliyesini besleyecek mevaddı muhît olan o kasr-ı nurânî-yi İslâmiyeti, ne cür'etle mâtem tutmuş bir siyah çadır gibi bir kısım fukaraya ve bedevîlere ve mürtecilere has olduğunu tahayyül ediyorsunuz? Evet, herkes aynasının müşâhedatına tâbidir. Demek sizin siyah ve yalancı aynanız size öyle göstermiştir."(1)

Bazı dinsizler "İslam fakir, sefil ve tutucu bir zümrenin dinidir; aydın, eğitimli, zengin ve şehirli insanlara hitap etmiyor." diyerek, İslam’a hem bir şüphe atmak hem de zımni bir düşmanlık besliyorlar. Gayeleri İslam dinini nazardan düşürmek ve tahkir etmek.

Oysa İslam her kesim insanın dinidir. Hatta ekser aydın ve araştırmacı insanlar, özellikle İslam’ı seçmektedirler. Çünkü bunların fikir ve hissiyatı uyandığı için, haktan başkası ile tatmin olmaları mümkün değildir. Evet, bilim adamları bilimsel teşviki ve buluşlarının karşılığını Kur'an'da buldukları için, edebiyatçılar i'cazı buldukları için, zenginler mallarını zekat ve sadaka vasıtasıyla ahirete yollamanın yolunu gördükleri için, fakirler teselliyi, güçlüler dizginlenmeyi, zayıflar da intisaptaki gücü burada gördükleri için İslam'a dahil olurlar.

İslam'ın, zayıfların dini olması fikrini ilk olarak Mekke müşrikleri ileri sürmüştü. O dönemde ekseri Müslüman olanlar fakir, köle ve zayıflar olduğu için, Mekke’nin zengin kodamanları "Bak, İslam fakir ve kölelerin dinidir." diye İslam’a meyilli olanları sakındırmaya çalışıyorlardı. Aynı şeytanlığı günümüzdeki İslam düşmanları da demek empoze etmeye çalışıyorlar.

Yani insanlığın kurutuluşu olarak gördüğünüz İslam -haşa- birkaç miskin, fakir ve tutucu birkaç hocanın dinidir, diye propaganda yapıp, İslam’a girmeye müheyya kitlelerin kafasında vehim ve vesvese oluşturuyorlar. Halbuki İslam bütün insanlığın ve insanlık içindeki bütün tabakaların dinidir.

Bu yanlış fikir, bir fikir bir ideoloji bir felsefe olarak ilan ediliyor. İnsanların kafasına vehim ve vesvese olarak ilka ediliyor.

Üstad Hazretleri konunun sibakında bu hususa şu şekilde işaret etmektedir:

"Hem de hakikat bize bildiriyor ki, mütenebbih olan beşer, dinsiz olamaz. Lâsiyyema, uyanmış, insaniyeti tatmış, müstakbele ve ebede namzet olmuş adam dinsiz yaşayamaz. Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı, yani din-i hak olan dâne-i hakikati elde etmezse yaşamaz. Bu sırdandır ki, herkeste din-i hakkı bulmak için bir meyl-i taharrî uyanmıştır. Demek istikbalde nev-i beşerin din-i fıtrîsi İslâmiyet olacağına beraatü'l-istihlâl vardır."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar.
(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...