Block title
Block content

"Hakîm-i Ezelî, inâyet-i sermediye ve hikmet-i ezelîyenin iktizasıyla, şu dünyayı, tecrübeye mahal ve imtihana meydan ve esmâ-i hüsnâsına âyine ve kalem-i kader ve kudretine sahife olmak için yaratmış." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Geceleyin karanlığına gömülmüş varlıkların imdadına güneşin gönderilmesi sadece İlâhî bir inayettir. O varlıklar güneşin gelmesi için bir gayret göstermiş değillerdir.

İşte eşyanın yokluk karanlığından kurtulup “ziyadar varlık âlemine” gelmeleri de inayetten başka bir şey ile izah edilemez. Varlıklar bu inayete, esmâ-i hüsnâya ayna olmakla kavuşurlar. Hâlık isminin tecellisiyle var oldukları gibi, Musavvir isminin tecellisiyle suret giyer, Muhyi isminin tecellisiyle hayata kavuşurlar.

Eşyanın her bir özelliği ayrı bir veya daha fazla ismin tecellisiyle hasıl olur. Rızıklarda Rezzâk ismi, bütün faydalı şeylerde Hakîm ve Kerîm isimleri, bütün tohumlarda Evvel ismi, bütün meyvelerde Âhir ismi tecelli eder. Böylece her varlık, Allah’ın “kalem-i kader ve kudretine sahife”  olur.  Eşyanın bütün özellikleri, onlar daha yaratılmadan İlâhî ilimde takdir edilmiş ve yaratılmaları irade edildiğinde de İlâhî kudretle varlık sahasına çıkmışlardır.

Nur Külliyatı’nda, mahlukatın yaratılması hakkında “daire-i ilimden daire-i kudrete geçme” ifadesi kullanılır. Biz konuşacağımız bir cümleyi önce zihnimizde tasavvur eder ve planlarız. Böylece cümlemize son şeklini verdiğimizde az önce yok olan o cümle artık yokluktan kurtulmuş ve bizim ilmimizde var olmuştur. O cümlenin ilim dairesinden çıkıp hariç âlemde de kendini göstermesi için kudret gereklidir. Biz kudretimizi sarfederek o cümleyi konuştuğumuzda, yahut yazdığımızda o cümle başkaları tarafından da işitilir ve bilinir.

İşte Cenâb-ı Hak ezelî inayetiyle varlık âlemini yokluk karanlığında bırakmak yerine onlara varlık nimetini tattırmayı dilemiş, onları en uygun mahiyetlerde takdir etmiş ve kudretiyle  o “mahiyetleri” varlık sahasına çıkararak onlara “hakikati” tattırmıştır.

Bazı büyük zâtlar, “Rahmetim gazabımı geçti.” hadîs-i kudsîsinin, en önce bu mahiyetler âleminde tahakkuk ettiğini, böylece onların yoklukta kalmayıp İlâhî rahmet ve inayet ile varlığı tattıklarını ifade etmişlerdir.

Dünyanın  “tecrübeye mahal ve imtihana meydan”  olmasının ayrı bir önemi vardır. Zira, dersin devamında ifade edileceği gibi, insanların böyle bir imtihandan geçmeleriyle her insan  “ayrı bir nev’ ” hükmüne geçer, böylece insanlık âlemi çok esmânın ayrı tecellilerine mazhar olur. Bu imtihan ve tecrübenin meyveleri ise ebedî cennet ve cehennem olacağından, o âlemlerdeki bütün esmâ tecellileri, bir yönüyle, dünya imtihanının meyveleri olacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...