İnsanın "zaaf ve acziyle, fakr ve hâcâtıyla, naks ve kusuruyla" Kadir-i Zülcelalin "kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini" bildirmesini izah eder misiniz?

Soru Detayı

- İnsanın üç cihetle esma-i ilahiyeye bir ayine olması ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri birçok yerde insanın; "zaaf ve acziyle, fakr ve hâcâtıyla, naks ve kusuruyla" Kadir-i Zülcelalin “kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini” bildirdiğini ve ayna olduğunu ifade eder.

İnsanın bütün esmayı gösteren bir nüsha-i camia olmasında onun sonsuz âciz, fakir ve nakıs yaratılmış olmasının büyük hissesi vardır. Yirmi Üçüncü Söz’de beyan edildiği gibi insan; “kâinatın bütün envaına muhtaç” olarak yaratılmıştır. Göze de muhtaçtır, güneşe de havaya da muhtaçtır, ciğere de rızka da muhtaçtır mideye de… Misalleri artırabiliriz. İşte bu ihtiyaçlar onu en fakir kılmış, bunları kendi güç ve kudretiyle yapmaktan uzak olması da onun nihayetsiz aczini göstermiştir. Konunun daha iyi anlaşılması için fakirlik konusunda bizim zıddımız olan bir varlığı numune alalım; bu varlık bir taş olsun. Taşın görmeye ihtiyacı yoktur, bu konuda zengindir, ama onda Basîr ismi tecelli etmez. Taş rızka da muhtaç değildir, ama onda Rezzâk ismi de tecelli etmez. Kısacası insan neye muhtaç ise o ihtiyacı bir yahut daha fazla esmanın tecellisiyle görülüyor. Böylece insan büyük bir şeref ve rütbeye kavuşuyor.

Naks ve kusur meselesine gelince, insan bu hususiyetleriyle Allah’ın kemaline ayna oluyor. Naks ve kusur yakın mana taşırlar. Buradaki kusur kelimesinin günahlarla alakası yoktur. Mesela insan yorulur; bu bir kusurdur ama günah değildir. İnsanın yorulması gibi, uyuması, unutması, bir anda ancak bir şey irade edebilmesi de birer kusurdur. İnsan bunlarla Allah’ın kemaline ayna olur. Allah gafletten, unutmadan münezzeh olduğu gibi, iradesi küllîdir, hadsiz işleri birlikte irade edebilir ve yaratabilir.

İnsanın "zaaf ve acziyle, fakr ve hâcâtıyla, naks ve kusuruyla" Kadîr-i Zülcelâlin “kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini” bildirmesine şöyle bir misal de verebiliriz:

Bir cam parçasını Güneş'e karşı tutsanız, Güneş o camı aydınlatır ama onda tecelli etmez. O camın arkasına gri bir boya sürseniz Güneş de onda bir derece tecellî eder, kendini o aynada az da olsa gösterir. Boyayı ne kadar koyulaştırsanız Güneş o kadar net ve berrak olarak tecellî eder. Tamamını siyaha boyadığınızda Güneş'in ışığını çok daha parlak olarak aksettirir.

İşte mahlukat da fakirlikleri nisbetinde Allah’ın gınasına, aczleri nisbetinde kudretine, kusurları nisbetinde de kemaline ayna oluyorlar. İnsanın aczi de fakrı da mutlaktır, sonsuzdur. Kendi varlığını doğru değerlendirdiği takdirde ilahi isimlere en câmi’ bir ayna olmanın zevkini tadabilir. Bu ilahi ihsana karşı kalbi sonsuz bir şükür ve minnettarlıkla dolar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...