"Halbuki oradaki maksat, burada yoktur. Burada birinci cümledeki maksat, Kur'anın medhine incirar eden mü'minlerin medhidir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"S - Bu cümle ile اِنَّ اْلاَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ - وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَفِى جَحِيمٍ cümlesi arasında ne gibi bir fark vardır ki, orada atıf var, burada yoktur?
C - Atfın hüsnü, münasebetin hüsnüne bakar. Hüsn-ü münasebet, her iki cümleden takip edilen arz ve maksadın bir olmasına mütevakkıftır. Halbuki oradaki maksat, burada yoktur. Burada birinci cümledeki maksat, Kur’ân’ın medhine incirar eden mü’minlerin medhidir. İkinci cümleden maksat, yalnız tahvif ve terhib için kâfirlerin zemmidir. Bu ise Kur’ân’ın medhiyle alâkadar değildir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 6.Âyetin Tefsiri)
Burada birinci cümle denilen ve mü’minlerin medhiyle alakalı olan kısım; “İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.” olan, Bakara sûresinin 5. âyetidir.
İkinci cümleden maksat ise; 6. ayet olup kâfirler kötülenmektedir. 5 ile 6. âyet arasında ve edatı (وَ) yoktur.
Her iki cümleden takip edilen garaz ve maksat bir olmadığı için atıf yoktur. Çünkü birinci cümle mü’minleri medhediyor. Bu medhin kaynağı Kur’an-ı Azîmü’ş-şandır. Hâlbuki kâfirlerin zemmi olan ikinci cümle Kur’an’ın medhiyle alakalı değildir.
Oradaki maksat diye ifade edilen İnfitar Sûresindeki 13 ve 14. Âyetler arasındaki hüsn-ü münasebet ise şöyle anlaşılabilir:
Âyetin öncesinde ”Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler var, / şerefli yazıcılar var / Onlar, yapmakta olduklarınızı bilirler” mealindeki âyetler adâlet-i tâmmeyi göstermektedir. Ebrarın cennette, füccarın cehennemde olması ise, bu mananın küllî bir tezahürü olduğundan, ikisi arasında hüsn-ü münasebet olup atıf harfi olan (وَ) takdir edilmiştir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü