"Fikrini Hakîm-i Zülcelâlin hesabına çevirsin, o odunlara bir ateş verip nurlandırsın. Lüzumsuz maarif-i fenniyen, kıymettar maarif-i İlâhiye hükmüne geçsin." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan fen ilimlerini marifete dönüştüremez ise, faydası sadece şu kısa dünya hayatı için olur. Allah için olmayan her hal ve her keyfiyet ne kadar ehemmiyetli de olsa, boş ve faydasızdır.

İnsanın dünyaya gönderilmesindeki asıl maksat, ubudiyettir; dünyadaki terakki, ikinci plandadır. Yani insanın hayatında din birinci maksat, dünya ise dine hizmet noktasında bir vasıta olmalıdır. Yoksa dünya asıl maksat, din ise bu maksada tabi bir mevkide olursa, Allah katında hiçbir kıymeti yoktur. Dünyanın en büyük ve en mühim işi, Allah için yapılan en küçük işten daha ehemmiyetsizdir.

Dünyevî meşru bütün işleri ahirete kalbetmek cari ve mümkündür. Burada asıl anlatılmak istenen husus, fen ilimlerinin mana-yı harfi ile marifete dönüştürülebileceğidir.

Suistimalden gelen maddî kazanç ve hissiyatların tedavisi farklı bir konu olmakla beraber, tahkikî bir iman ile tedavisi kabildir. Şayet öyle olmamış olsa idi, çok çirkin hallere düşen birisinin bir daha asla iyi bir insan olması mümkün olamazdı. Hâlbuki kızını diri diri toprağa gömen ve çok çirkin günahlar işleyen ashabın, sonradan hidayet ve tahkikî iman sayesinde insanlığın en üst seviyelerine çıkmaları, bir karıncaya dahi basmaktan çekinmeleri meselemizi izah ve ispata kâfidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.382
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

Geçmişte iyi iş yapıp fakat hakka sonra giren kimselerin o dönem icraatları ahirette onlara fayda verir mi

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bu konudaki genel İslami prensip şudur:

Evet, fayda verir.

Bir kimsenin geçmişte yaptığı iyi işler (hayır, iyilik, adalet vb.), kişi daha sonra İslam'a girse veya hakikat yoluna (Hakk'a) yönelse bile, Allah katında geçerli ve makbul sayılır. İslamiyet (Hakk'a giriş), kendisinden önceki hataları silerken, iyilik ve sevapları muhafaza eder.

Özetle Hakk'a girmeden önce yapılan salih ameller (iyi işler), samimi bir niyetle ve doğru bir amaçla yapılmışsa, ahirette sahibine fayda sağlar ve karşılığı verilir.

Bu hususta en açık delillerden biri, Hadis-i Şerif'tir.

İslamiyet'e sonradan giren bir sahabi olan Hakîm b. Hizâm (r.a.) Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) gelip şöyle sormuştur:

"Ey Allah'ın Resûlü! Cahiliye devrinde yaptığım sadaka, köle azat etme ve akrabayı gözetme (sıla-i rahim) gibi ibadet saydığım işlerime karşılık bana bir ecir var mıdır?"

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sen eskiden yaptığın o hayırlarla Müslüman oldun." (Hadis: Sahih-i Müslim, İman, 195; Sahih-i Buhârî, Zekât, 24, İtâk, 13)

Bu Hadis, kişinin İman'a girmesiyle birlikte, daha önce yapmış olduğu iyi işlerin ve hayırların karşılığının silinmediğini, bilakis bunların bir nevi sermaye olarak kabul edilip, İslam'la birlikte kendisine fayda sağlayacağını açıkça göstermektedir. İslam alimleri bu durumu, Allah'ın rahmetinin bir tecellisi ve adaleti olarak yorumlamışlardır.

Kur'an-ı Kerim'de ise, genel olarak, amellerin kabulü ve ahiret kurtuluşu İman (inanç) şartına bağlanmıştır. Ancak bu Hadis, Allah'ın, hakikate ulaşmadan önce dahi olsa, samimi niyetle ve doğru bir düsturla yapılan iyilikleri zayi etmeyeceğini, kişiyi hayır üzere iken imana yönlendireceğini göstermektedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...