"Hapishane vazifesini de görmekle beraber, başka pek çok vazifeleri var." Cehennemin hapis ve yakma dışındaki vazifeleri nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dünya hayatında ekilen tohumlar, asıl meyvelerini âhirette verecek ve mahşer meydanında birbirinden ayrılacaklar. Tarlanın mahsûlü başka bir yerde sergilendiği gibi, insanların amelleri de âhirette sergilenecektir. Cennete layık meyveler bir tarafa, cehenneme layık olanlar da ayrı bir tarafa çekilecekler. Cennet bütün hayırların, güzelliklerin, kemallerin, hidayetlerin, nurların sergilendiği bir saadet diyarı olarak kendini gösterecek, cehennem ise bunların zıtları olan şerli neticelerle kaynaşacaktır.

Meselâ, iman nur, küfür ise zulmet olduğu için iman eden mü’minlerin diyarı olan cennet nur ve aydınlık olacak, küfür ehlinin diyarı olan cehennem ise tamamen zifiri karanlık bir âlem olacaktır. Hâsılı, bütün güzellikler cennette toplanacak, şerli ve zararlı her şey de cehennemde yer alacaktır.

Cennette, muhabbet hâkim olacak, mü’minler Allah muhabbetini o âlemde çok ileri derecede tattıkları gibi, başta peygamberler olmak üzere sevilmeye layık bütün mübarek zevatla o âlemde ebediyen birlikte olacaklardır.

"Evet, Cennet-Cehennem, şecere-i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden dalının iki meyvesidir ve şu silsile-i kâinatın iki neticesidir ve şu seyl-i şuûnâtın iki mahzenidir ve ebede karşı cereyan eden ve dalgalanan mevcudatın iki havuzudur ve lütuf ve kahrın iki tecellîgâhıdır ki, dest-i kudret bir hareket-i şedîde ile kâinatı çalkaladığı vakit, o iki havuz münasip maddelerle dolacaktır."(29. Söz)

Kâfirlerin ve münafıkların cehenneme atılmalarıyla onların şahsında sanki küfür de yanıp mahvolacak ve ortada küfür diye bir şey kalmayacaktır. Cehennemde küfür olmadığı gibi, küfür inancı taşıyan kimse de yoktur. Cehennem küfrü, isyanı, batıl inançları temizlemiş olacak. Zira cehenneme inanmayanlar onun içinde yanmaktadırlar. Keza, inanmayan bir insan kabre girdiğinde sual meleklerine muhatap olacak ve meleklere inanmaması söz konusu olmayacak. Zâten, cehennemde de azap melekleri onlara meleklerin varlığını en acı bir şekilde gösterecekler. Cehennemde Allah’ı bilmeyen ve tanımayan kimse kalmayacak. Cennette de cehennemde de bütün insanlar Allah’ın iradesi tahtında yaşayacak, ya lütuf yahut kahra mazhar olacaklardır.

Dünyada iken iman etmiş insanlar Allah’ı bütün sıfat ve isimleriyle bilir ve iman ederler. O’nun Rahmân olduğunu da bilirler, Kahhar olduğunu da. Yani cemâlî ve celâlî bütün isimlere iman ederler. Bu imanları ve ibadetleriyle Rahmân, Rahîm, Kerîm. Muhsin, Rezzâk gibi cemâlî isimlere mazhar oldukları gibi, korktuklarından emin olarak Kahhar, Cebbar, Müntakim isimlerine de mazhar olmazlar; o esmânın tecelligâhı olan cehennemden korunurlar.

Kâfirler ise Allah’a inanmadıkları için O’nun ne cemalî isimlerini bilirler, ne de celalî isimlerini. Kâfirler cehnennemde Allah’ı sadece celalî isimleriyle tanıyacaklar. Yani Allah’ı Kahhar olarak bilecekler, ama Lâtif, Kerîm olarak bilemeyeceklerdir.

Cehennem, sadece insanların ve cinlerin ceza mahalli değildir. Cehennem, aynı zamanda beka âleminde baki olarak Allah’ın Kahhar, Cebbâr, Aziz, Mütekebbir, Müzill gibi birçok celalli isim ve sıfatlarının tecelligâhıdır. Nasıl cennette Allah’ın cemalî isim ve sıfatları bizatihi kendini izhar ve ilan edecek ise, aynı şekilde celalî isim ve sıfatları da kendilerini izhar ve ilan edeceklerdir.

Cennette vazifeli huri, gılman ve melekler nasıl orada bulunup hizmet etmekten lezzet alıyorlarsa, aynı şekilde cehennemde vazifeli zebani ve diğer varlıklar da hem kendilerine mahsus bir lezzet alacaklar hem de Allah’ın celalî isim ve sıfatlarının oradaki dehşetli tecellilerini seyredeceklerdir.

Aynı zamanda cehennem, hem Allah’ın celalî isimler zincirinin bir tecelli mahalli, hem de zebani denilen pekçok meleklere de bir mekândır. Bu noktadan da vazifelidir.

Cehennemin vazifelerini maddeler halinde de sıralamaya çalışalım:

Birincisi; iman ve ibadeti terk edenler için hapishanedir.

İkincisi; cennetin nimetlerini keskinleştiren bir kıyas vesilesidir. Zira nisbî güzellikler; ancak zıtları ile idrak edilebilir. Sıcağın kıymet ve mertebeleri, nasıl zıddı olan soğuk ile anlaşılıyorsa, cennetin kıymet ve güzelliği de, zıddı olan cehennem ile anlaşılır.

"Her şey zıddı ile bilinir" esasına göre, cennetin yüksek kıymeti, ancak zıddı olan cehennem ile bilinebilir. Cennet ehlinin dünyadaki zayi’ olan haklarının intikamının alındığını ve alınacağını bilmeleri ile akıl almaz nimetin tadına tam olarak alırlar ve alacaklar.

Üçüncüsü; cehennem, Allah’ın Celil, Müntakim, Kebir, Aziz gibi birçok ismin tecelligahı olup, bu isimlerin mâna ve hükümlerine hizmet ediyor. Yani; Allah’ın Celal silsilesinde ne kadar isim ve sıfatı varsa, hepsi kendi mâna ve hükümlerini cehennemde izhar ve ilan ediyorlar.

Dördüncüsü; cehennem mutlak yokluğun dehşetli acısını, varlık rengine çevirip kâfirler için bir rahmet kapısı oluyor. Evet, mutlak yokluk cehennemden daha ağır ve daha dehşetli bir cezadır. Cehennem mutlak yokluğa nisbetle rahmettir.

Cehennem tam hayır olan varlık mertebesinin bir ciheti olmasından, mutlak hiçlik ve yokluktan daha iyi ve ehven bir mekândır. Yani; insan ebedî yokluk ve hiçliğe düşmektense, cehennem de olsa varlık âleminde kalması onun için daha hayırlıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

saykogu
Cevap için Allah razı olsun tatmin edici bir cevap...Çalışmalarınızda Allah sizi muvaffak kılsın...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...