"Hasımlarının damarlarına dokunduracak şedit,.." Hasımlarının damarına dokunmak “tahrik edici” bir hususiyet değil midir? Yoksa Resul-ü Kibriya için bir istisna mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstat Hazretleri küfrü iki ayrı grupta mütalaa ediyor: Adem-i kabul ve kabul-ü adem.

Bu ikinci grup, küfrü ve şirki sadece kendi ruh âlemlerine mal etmekle kalmayıp bütün insanları bu yanlış yola sokmak için gayret gösterirler. Metinde geçen “hasım” kelimesi bu noktada çok önemlidir. Peygamber Efendimiz (asm) imanı, tevhidi, adaleti emrederken, onlar küfrü, şirki, zulmü dava etmiş ve bunlara engel olmak istediği için de O’na ve tüm Müslümanlara harp ilan etmişlerdir. Bunların karşısında sarsılmadan durmak, onlara gittikleri yolun yanlışlığını ve acı akıbetini tehdit suretinde beyan etmek gerekir. Ayrıca, o büyük düşmanları böyle kendinden çok emin olarak tehdit etmesi, onları moral olarak da sarsmakta ve bazılarını “Bu ağır şartlarda böyle bir cesaret nasıl olur?” diye şüpheye düşürmektedir.

Bilindiği gibi peygamberlerin tebliğ görevlerinde iki önemli esas vardır: Tebşir ve tenzir. Yani bir taraftan cennetle müjdelerken diğer taraftan da cehennemle tehdit etmek. Müjdeler, insanları salih amel işlemeye sevk etmek, korkutmalar ise onları cehennemden sakındırarak takva yoluna sokmak içindir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...