"'İslâmiyet tehlikededir, yangın var!' diye her taifeyi korkuttu." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Öyle de, Sahabe ve Tâbiînin başına gelen fitne dahi, çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı istidatları tahrik edip kamçıladı. 'İslâmiyet tehlikededir, yangın var!' diye her taifeyi korkuttu, İslâmiyetin hıfzına koşturdu."

"Her biri, kendi istidadına göre, câmia-i İslâmiyetin kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna aldı, kemâl-i ciddiyetle çalıştı. Bir kısmı hadislerin muhafazasına, bir kısmı şeriatın muhafazasına, bir kısmı hakaik-ı îmâniyenin muhafazasına, bir kısmı Kur'ân'ın muhafazasına çalıştı ve hâkezâ, her bir taife bir hizmete girdi. Vezâif-i İslâmiyette hummâlı bir surette sa'y ettiler. Muhtelif renklerde çok çiçekler açıldı. Pek geniş olan âlem-i İslâmiyetin aktârına, o fırtına ile tohumlar atıldı, yarı yeri gülistana çevirdi."(1)

İslam toprakları genişleyip farklı medeniyet ve kavimleri içine almaya başlayınca, Asr-ı saadetteki safiyet ve Kur'an’a olan teveccüh azalmaya başladı. Yunanca'dan tercüme edilen felsefenin de etkisi ile, itikat ve inanç sorgulanmaya ve eski gelenekler tartışmaya açıldı.

Farklı ekol ve mezhepler ortaya çıktı. Bu mezhep ve ekoller, felsefeden beslendiği ve onun usulü ve metodu ile hareket ettiklerinden, İslam aleminde fikri ve itikadi karmaşayı ve kaosu ateşlediler. Artık bu süreç İslam için ya da sahabe çizgisi için, açık bir tehdit olmaya başladı.

Bu ekol ve mezhepler, Kur'an ve sünnette sahabelerin girmediği müteşabih ifadeleri, kendi felsefi meşreplerine uygun olarak yorumlayıp, yeni inanç sistemleri kurmaya başladılar. Bunun ilki, Mutezile oldu. Sonra, onu takiben, çok ekol ve mezhepler türedi.

Bunlara, esaslı ve onların anlayacağı dilden karşı bir savunma ve yeni bir tarz ihtiyaç, artık kaçınılmaz hale geldi. Yeni bir ekol, yeni bir mezhep olmalıydı. Bu mezhep, kök olarak Selef-i Salihine bağlı, ama usul ve tarzda ise günün ihtiyaçlarına cevap vermesi gerekiyordu ki Ehl-i sünnet bu ihtiyacın bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

Ehl-i sünnet kendi içinde de branş ve ekollere ayrılarak, her bir branş ve ekol kendi sahasında düşman fikirlere karşı mücadele vermişler. Muhaddisler hadis sahasında, kelamcılar felsefi alanda, müfessirler tefsir alanında, tarihçiler kendi alanında, vs...

Bütün bu branş ve ilim dallarının çıkması, bu menfi ateş ve tehlike sayesinde olmuştur ki Üstad Hazretleri bu inceliğe " 'İslâmiyet tehlikededir, yangın var!' diye her taifeyi korkuttu, İslâmiyetin hıfzına koşturdu.” cümlesi ile işaret ediyor.

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Beşinci Nükteli İşaret.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...