"Hayat-ı nebatiyenin başlangıcı, çekirdekte veya habbede hayat düğümünün uyanıp açılmasıdır." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, hayat nevilerinin en ednâsı nebat hayatıdır. Hayat-ı nebatiyenin başlangıcı, çekirdekte veya habbede hayat düğümünün uyanıp açılmasıdır."
Bitkilerin hayatı, hayvanların hayatı, insanlar ve cinlerin hayatı ve melaikenin hayatı gibi hayatın birçok çeşidi ve mertebeleri vardır. Hepsinin kemiyet ve keyfiyeti birbirinden farklıdır. Bu hayat nevileri içinde en basiti ve en aşağı makamda olanı, bitkilerin hayatıdır.
Bitkilerin hayat başlangıcı ise çekirdekler ve tohumlardır. Bitkilerin hayatı bu tohum ve çekirdeklerin içinde, mahiyetini bilemediğimiz bir şekilde başlıyor. Üstad Hazretleri bu bilinemezliği şöyle ifade ediyor:
"Bunun keyfiyeti o kadar zahir, o kadar umumî, o kadar melûf iken, zaman-ı Âdemden şimdiye kadar hikmet-i beşerden ve felsefesinden gizli kalmıştır. İşte hayatın ne derece ince olduğu anlaşıldı." (1)
Yani göz önünde olup, milyonlarca misalleri her vakit cereyan ettiği halde, fen ve felsefe bu hayat düğümünün nasıl çözüldüğünü keşfedemiyor.
Hayat; “masnuat-ı İlâhiye içinde en hafisi” yani en gizlisidir, ne olduğu tam manasıyla bilinmemektedir. İlim adamları; hayatın kaynağı hakkında henüz net bir şey söyleyemiyorlar. Hayatın, Allah’ın sanatları içinde en zahir olması ise; Allah’ın sanatları içinde tevhid ve Rububiyet-i İlâhîyeyi en bariz ve en berrak gösteren bir sanat olmasıdır. Hayat öyle bir sanattır ki, bütün kâinat çarklarının dönmesi ve çalışması ile hâsıl olabilir. Hayata sahip olabilmek; ancak kâinatın tümüne sahip olmak ve her şeye hükmü geçmekle mümkündür. Bu noktadan hayat; Allah’ın varlığına ve birliğine en büyük ve en zahir bir delildir.
Hayatın teşekkülü ve meydana çıkması o kadar ince ve latiftir ki, hayata vesile olan sebep bu incelik ve letafet içinde kayboluyor ve Allah’ın isim ve sıfatlarının hayat üstünde parlak bir şekilde görünmesine zemin hazırlıyor. Diğer nimetlere vesile olan sebepler kesif olduğu için hayat kadar latif ve ince bir şekilde Allah’ın isimlerini teşhir edemiyor.
Hayat nimeti adeta sebepsiz bir şekilde, doğrudan Allah’ın kudreti ile temas halindedir. Fen ve felsefenin hayata sebep bulmakta zorlanması bu yüzdendir. Allah, hayat gibi, mülk ve melekût ciheti şeffaf olan nimetlerin sebebini ince ve latif olarak yaratmış ki, insanlar bu gibi nimetlerde doğrudan Allah’ın isim ve sıfatlarını görüp bilsin ve ona şükürde bulunsun.
(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 28. Ayet Tefsiri
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü