Hayvanların iradeleri var mı, ahirette onlara da ceza verilecek mi, boynuzsuz hayvanın boynuzludan hakkını almasını nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hayvanların iradesi vardır; lakin çok sınırlıdır. Üstad bu mânâya şu ibareler ile işaret ediyor:

"Ve bu saray-ı kâinatta ikinci kısım amele, hayvânattır. Hayvânat dahi, iştiha sahibi bir nefis ve bir cüz-ü ihtiyarîleri olduğundan, amelleri hâlisen livechillâh olmuyor. Bir derece nefislerine de bir hisse çıkarıyorlar. Onun için, Mâlikü'l-Mülki Zü'l-Celâli ve'l-İkram, kerîm olduğundan, onların nefislerine bir hisse vermek için, amellerinin zımnında onlara bir maaş ihsan ediyor."

Buradan anladığımız kadarıyla, hayvanların bu iradesi, doğru-yanlış, güzel-çirkin ayırımı yapamaz.

Allah’ın iki türlü şeriatı vardır. Birisi kelam sıfatından gelen İslam şeriatıdır ki; bu şeriat ancak şuur ve akıl sahipleri olan insan ve cinlere mahsustur. İkinci şeriat ise irade ve kudret sıfatından gelen; tekvinî şeriattır. Bu şeriatın kaideleri bütün canlıları kuşatır. Hayvanlar da bu şeriatın emri ve mükellefiyeti altındadırlar. Bu şeriata aykırı hareket ederlerse cezasını anında bu dünyada görürler. Üstad bu mânâyı şu şekilde izah ediyor:

"Arkadaş! Mâsum bir insana veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, beşer fehminin anlayamadığı bazı esbab ve hikmetler vardır. Yalnız, meşiet-i İlâhiyenin düsturlarını hâvi şeriat-ı fıtriye ahkâmı, aklın vücuduna tâbi değildir ki, aklı olmayan bir şeye tatbik edilmesin. O şeriatın hikmetleri kalb, his, istidada bakar. Bunlardan husule gelen fiillere, o şeriatın hükümleri tatbikle tecziye edilir. Meselâ, bir çocuk, eline aldığı bir kuş veya bir sineği öldürse, şeriat-ı fıtriyenin ahkâmından olan hiss-i şefkate muhalefet etmiş olur. İşte bu muhalefetten dolayı düşüp başı kırılırsa müstahak olur. Çünkü, bu musibet o muhalefete cezadır. Veya dişi bir kaplan, öz evlâtlarına olan şiddet-i şefkat ve himâyeyi nazara almayarak, zavallı ceylânın yavrucuğunu parçalayarak yavrularına rızık yapar. Sonra, bir avcı tarafından öldürülür. İşte, hiss-i şefkat ve himâyeye muhalefet ettiğinden, ceylâna yaptığı aynı musibete mâruz kalır."

"İHTAR: Kaplan gibi hayvanların helâl rızıkları, ölü hayvanlardır. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmak, şeriat-ı fıtriyece haramdır."(1)

Hayvanlar cezalarını bu dünyada çekecekleri için, ahiret hayatında herhangi bir cezaya uğramayacaklardır. Hayvanların ruhları baki kalacak. Peygamber Efendimiz’in (asm) devesi, Hz. Süleyman’ın (as) Hüdhüd adlı kuşu, Ashab-ı Kehfin köpeği gibi bazı hayvanlar hem ruh hem de cesetleri ile beraber cennette bulanacağına dair rivayetler vardır.

" Hem o Rahmân’ın nihayetsiz rahmetinden uzak değil ki, nasıl vazife uğrunda mücâhede işinde telef olan bir nefere şehâdet rütbesini veriyor ve kurban olarak kesilen bir koyuna, âhirette cismânî bir vücud-u bâkî vererek Sırat üstünde sahibine burak gibi bir bineklik mertebesini vermekle mükâfatlandırıyor; öyle de, sâir zîruh ve hayvanâtın dahi, kendilerine mahsus vazife-i fıtriye-i Rabbâniyelerinde ve evâmir-i Sübhâniyenin itaatlerinde telef olan ve şiddetli meşakkat çeken zîruhların, onlara göre bir çeşit mükâfat-ı ruhâniye ve onların istidadlarına göre bir nevi ücret-i mânevîye, o tükenmez hazîne-i rahmetinde baîd değil ki, bulunmasın.,.." (17. Söz)

Hayvanlar âleminin vazifelerini aksatmadan yerine getirmelerine mükâfat olarak, âhirette onlara mahsus bir saadete kavuşmalarını Rahmân ismi iktiza etmektedir. Buna hem misal, hem delil olmak üzere hayatını Allah uğrunda feda eden mücahidlerin şehitlik rütbesine ermeleri nazara veriliyor. O şehit, hayatını Allah yolunda feda ettiği gibi, her bir hayvan da yine Allah’ın ona ihsan ettiği cihazlarla, O’nun verdiği fıtrî vazifeleri yerine getirerek yaşıyor ve hayatını bu yolda bir bakıma feda ediyor. Onların hayatları da ‘vazife uğrunda ve mücahede işinde telef” oluyor. Bu sebeple, onların de kendilerine mahsus bir manevî ücret almaları, âhirette ruhanî bir zevk tatmaları “Rahmân” isminin ayrı bir tecellisi olacaktır.

Peygamber Efendimiz’in (asm) "boynuzsuz koyun boynuzlu koyundan hakkını alacak" buyurması, adaletin haşmetine, mahşerin dehşetine ve hesabın çok çetin olacağına bir işaret içindir.

Bu konuda Sorularla İslamiyet sitesinde şu bilgilere yer verilmiştir:

“O öyle bir gündür ki, insan kendi eliyle işlediklerine bakar. Kâfir de, ‘Ne olurdu’ der, ‘ben bir toprak olsaydım.' ” (Nebe Sûresi, 40.)

Bu âyetlerin tefsirinde Abdullah bin Ömer, Ebû Hüreyre ve İmam Mücahid’in rivayetlerine göre, Cenab-ı Hak mahşer gününde hayvanları da diriltip huzuruna getirecek, birbirlerinden haklarını alıp ödeştirecek, sonra da onlara, “Toprak olun!” buyuracak, sonunda onların hepsi de toprak olacaklardır. Hayvanların bu haline gıpta ile bakan kâfirler, Allah’tan, kendilerini de toprak yapmasını isteyeceklerdir.”

(1) Mesnevî-i Nuriye, Katre.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ugurozgen

Hocam ellerinize sağlık...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...