"Hazret-i Hüseyin ve taraftarlarının safi ve parlak mesleklerine halel verip mağlubiyetlerine sebep olmuş." Yezid, ordusundaki çapulculara rağmen neden mağlup olmuyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hazret-i Hüseyin’in yakın taraftarları değil, fakat cemaatine iltihak eden sair milletlerde, yaralanmış gurur-u milliyeleri cihetiyle, Arap milletine karşı bir fikr-i intikam bulunması, Hazret-i Hüseyin ve taraftarlarının safi ve parlak mesleklerine halel verip mağlubiyetlerine sebep olmuş..."(1)

Hazret-i Hüseyin (ra)’in ordusunda bulunan art niyetliler, o ordunun mağlubiyetinde tek sebep değildir. Meseleye kaderin derin sırları cihetinden de bakmak gerekir. Zahiren şer gibi görünen bu elim hadisenin altında da bizim bilmediğimiz nice hikmetler vardır.

Her şeyin, maddi ve manevi, zahiri ve hakiki olmak üzere iki ciheti vardır. Ekseriyetle maddi cephe, manevi cepheye tabidir. Manevi cephede kaderin hükmü esastır ve işin ruhudur; zahiri ve maddi sebepler ise onun kılıfı ve bahaneleridir. Allah Ehl-i beyti manevi hizmetlere yönlendirmek için dünyanın çirkin yüzünü o feci hadise ile göstermiş, onları adi valiler yerine ulvi veliler şekline çevirmiştir. Bu elim hadiseye bu pencereden bakmak lazımdır.

Üstad Hazretleri Hazret-i Hüseyin (ra)’in ciğersuz / ciğer yakan o feci akıbetini sadece ordusu içindeki art niyetlilere bağlamıyor. Bu zahiri sebebin dışında birçok manevi sebepler de vardır. Karşı tarafın zaten niyeti bozuk ve yaptığı zulümdür. Ama Hazret-i Hüseyin (ra) ve onun mübarek ailesinin yani Ehl-i beytin büyük gayesi olan dinin hıfz ve himayesi, saltanat ile ikisinin bir arada yürümesi mümkün değildir. Bu yüzden Allah onlara dünyanın çirkin yüzünü göstermiştir.

Ayrıca Cenab-ı Hakk'ın; hak yolundakilere mağlubiyet vermesi, batıl yoldakilere de galibiyet vermesi gayet hikmetlidir; zira zalimlerin akıbetlerini dünyada tartmak mümkün değil, onun için mahkeme-i kübraya bırakılmaktadır. Yani Hz. Hüseyin Efendimizin davası hak olduğu için, küçük bir hata kaldırmaz ve hemen cezalandırılır. Ama Yezid’in ırkçılığa dayalı batıl davası hemen cezalandırılmamış, ahirete bırakılmıştır.

Üstad Hazretleri aynı hakikati deprem bahsinde şöyle ifade etmektedir:

"İkinci sual: Niçin gâvurların memleketlerinde bu semavi tokat başlarına gelmiyor, bu biçare Müslümanlara iniyor?"

"Elcevap: Büyük hatalar ve cinayetler tehirle büyük merkezlerde ve küçücük cinayetler tâcille küçük merkezlerde verildiği gibi, mühim bir hikmete binaen, ehl-i küfrün cinayetlerinin kısm-ı âzamı Mahkeme-i Kübrâ-yı Haşre tehir edilerek, ehl-i imanın hataları kısmen bu dünyada cezası verilir."(2)

Dipnotlar:

1) bk. Mektubat, On Beşinci Mektup.

2) bk. Sözler, On Dördüncü Söz'ün Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...