"Hem, hayvan ve nebat nevilerinde üç yüz binden ziyade haşir ve neşir ve kıyamet-i nev'iyeyi her baharda müşahede ediyor." Hayvan ve nebatat üç yüz bin nev’i midir? Bunlardaki “kıyamet-i neviye” ne anlama gelmektedir?

Soru Detayı

"Hem, hayvan ve nebat nevilerinde üç yüz binden ziyade haşir ve neşir ve kıyamet-i nev'iyeyi her baharda müşahede ediyor."
- Hayvan ve nebatat üç yüz bin nev’i midir?
- Bunlardaki kıyamet-i neviye ne anlama gelmektedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İlmî araştırmalarda, hem hayvan hem de bitki nevilerinin sayılarında her geçen gün artış kaydedilmektedir. Üstadımızın zamanında üç yüz binden ziyade olan bu sayılar şimdi çok daha yükselmiş ve sadece hayvanların bir milyon altı yüz bin tür olduğu tespit edilmiştir. Bu rakam da kesin ve sabit değildir, yeni araştırmalarla her an değişebilir ve artabilir. Burada önemli olan üç yüz bin yahut bir milyon altı yüz bin rakamları değil, bu nevilerdeki canlıların belli bir dönem görev yaptıktan sonra tamamen ortadan kalkmaları ve yerlerine yeni canlıların yaratılmalarıdır. Böylece önceki nevilerin bütün fertleri bir nevi kıyametle ortadan kaybolmuşlar ve yerlerine yeni canlılar görev başına geçmişlerdir.

Rakamlardaki ihtilafın esasa taalluk etmediği konusu, başka bir çalışmamızda “Mana-yı harfi kasdi hükümlere mahkum-u aleyh olamaz.” kaidesi açıklanırken işlenmişti. Konuyla yakın ilgisi olduğundan söz konusu yazıyı aynen takdim ediyorum:

TEFSİRLERDEKİ FENNÎ BİLGİLER

Önceki asırlarda yazılan bazı tefsirlerde, o günün bilim anlayışına göre verilmiş bazı bilgiler günümüzde ulaşılan noktaya ters düşebilir. Bu gayet normaldir. Bazı kesimler bunu bahane ederek tefsirlere itiraz etmek istiyorlar. Üstad Hazretlerinin önemle nazara verdiği şu kaide bu kesimlere verilecek en güzel cevaptır:

“Kavaid-i mukarreredendir ki: Mânâ-yı harfî, kasdî hükümlere mahkûm-u aleyh olamaz. Ve o mânâ-yı harfînin inceliklerine tedkikat yapılamaz. Fakat mânâ-yı ismî, sadık, kâzib her hükme mahal olur."(1)

Meselâ, güneş dünyamızdan bir milyon üç yüz bin kat büyük olduğu halde, bir insan dese ki; “Dünyamızdan dokuz yüz bin kat büyük olan güneşi bize lamba yapan Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.”

Onun bu konuşmasında geçen “dokuz yüz bin” rakamı yanlış da olsa, verdiği ders tam yerindedir, kendisine itiraz edilmez. Çünkü o, güneşten “mana-yı harfiyle” yani Allah namına ve O’nun bize bir ihsanı olması cihetiyle söz etmiştir.

Buna karşı birisi kalkıp diyemez ki, “Bizim bu konuda şükür etmemiz gerekmez, çünkü güneş dünyadan dokuz yüz bin kat değil, bir milyon üç yüz bin kat büyüktür.”

Ama ilmî bir kongrede, bir astronomi âlimi kalkıp Güneşin dünyadan “bir milyon yüz bin kat büyük olduğunu” söylese hemen itiraza uğrar. Çünkü, onun güneşten söz etmesi “mana-yı ismiyle”dir, yani bizzât güneşin mahiyetini açıklamaya yöneliktir. Verdiği rakam doğru değilse itiraza uğrar.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Şule.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...