"Hem meselâ, nasıl ki bir kitap bulunsa ki, bir satırında bir kitap ince yazılmış ve herbir kelimesinde ince kalemle bir sûre-i Kur’âniye yazılmış..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir kitap düşünelim; her bir satırında âdeta bir kitap kadar mânalar yüklenmiş, her kelimesinde Yâsin harfinin içine ince bir hat ile Yâsin suresinin yazılması gibi, sureler yazılmış. Üstelik bu kitabın her bir kelimesi, her bir satırı arasında mükemmel bir mâna ve nazm tesanüdü var ve birbirleri ile müthiş bir ahenk ve cevaplaşma içindedirler. Elbette bu kitabın yazarının ne kadar harika ve mükemmel bir yazar olduğu bu kitabından anlaşılır.

Aynı şekilde şu kâinat bir kitap olup, her satırında kitap kadar mânalar dolu. Mesela bir incir çekirdeği bu kâinat kitabının içinde ancak bir nokta mesabesindedir. Ancak incir çekirdeğinin içinde bir kitabın yani koca bir ağacın dürüldüğünü hayret ile görüyoruz.

İnsan da yeryüzü sayfasında kudret kalemiyle yazılmış en manidar bir kelimedir. Öyle ki onun her bir organı mesela, gözü, kulağı, kalbi, midesi hakkında ciltlerle kitaplar yazılmıştır. Küçük bir yağ parçası olan gözü tanımak için, altı yıl tıp ilmi tahsil etmek ve dört beş sene o sahada ihtisas yapmak gerekiyor. Yine de tam mânası ile gözü tanıyamıyorlar. Demek yirmi gramlık göz satırının içine Allah okumakla bitirilemeyecek ilimler yerleştirmiş. Üstelik bu göz satırının güneş sûresi ile de doğrudan irtibatı var. Çünkü güneş olmasa göz görmüyor.

İnsan bedeni hakkında yazılan bu sayısız kitaplar yanında ruhu ve ona takılı olan aklı, hafızası ve his dünyası da ayrı birer kitaptırlar. İnsan ahsen-i takvim olarak ifade edilen bu üstün yaratılışı sayesinde hem kendini, hem onu meyve veren kâinat ağacını tefekkür etmekte, İlâhî sıfat ve isimlerin tecellilerini okumakta, imanı, marifeti ve muhabbeti daima teali etmektedir.

İşte temsildeki kitap nasıl kâtibini gösterip ispat ediyorsa, şu kâinat kitabı da belki daha mükemmel bir şekilde kâtibi olan Allah’ı bize isim ve sıfatları ile izah edip ispat ediyor.

Bir kitaptaki cümlelerin her biri ayrı bir mâna ifade ettiklerinden, biri diğerinden farklı ise de tümü “yazı” olmakta birleşirler. Bir kitabın cümlelerinden birisi diğerinin kâtibi olamaz. Birini kim yazmışsa tümünü yazan da odur. Sebepler de bunun gibidirler. Canlı varlıklar bu sebeplerle yazılmış birer yazı gibidirler. Bütün sebepler bu yazıların kâtibi olmaktan aynı derecede uzaktırlar; bu noktada aynı derecede âcizdirler.

Kâinat kitabındaki her şey elementlerle yazılmış. Elementler mürekkep hükmündedirler ve kendiliklerinden yazı olamazlar. Belli bir mecrada meselâ arının bedeninde akıp onu teşkil edemezler. Kalemin ucundan akan mürekkep kâtibin ilmindeki plana göre kâğıda döküldüğü gibi, elementler de Allah’ın ilim ve hikmetiyle hareket eder ve mahlûkatın yaratılışında vazife yaparlar.

Kâinat kitabındaki “arı” kelimesinin yazılması, Allah’ın kudretine isnad edilmediği takdirde, onun vücûdunda vazife alan her bir atomda sonsuz ilim bulunduğu kabul edilecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...