"Her insan fıtrat üzere doğar." hadisini nasıl anlamalıyız? Yani her insan eğitilerek deha olma potansiyeli ile mi doğar?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hadisin asıl metni ve kaynağı şu şekildedir:

“Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.)

Bu hadisteki temel mesaj, İslam fıtratı üzere doğan yavruları batıl inançların, menfi ideolojilerin yahut safahet odaklarının eline düşmekten koruma konusunda anne babaya düşen büyük görevi ve sorumluluğu ihtar etmektir.

Her insan yaratılış itibariyle lekesiz, tertemiz, iman ve İslam'a en müsait bir hüviyette doğar. Lakin insanın başta ailesi olmak üzere çevresi ve bulunduğu muhit, o temiz ve lekesiz fıtratı şekillendirmeye başlar. Yani insanın ilk fıtratı yazılmaya müsait bembeyaz bir kâğıt gibidir.

Her insanın doğuştan gelen elbette belli bir programı, kabiliyeti ve potansiyel bir istidadı vardır. Kuvve hâlinde bulunan bu istidatları ilim, eğitim ve terbiye gibi şeyler ile inkişaf ettirilmesi gerekiyor.

Lakin her insan doğuştan deha ve üstün kabiliyetli demek yanlış bir bakış açısıdır. Üstün kabiliyet ve deha gibi şeyler, sadece eğitim ve öğretim ile elde edilen şeyler değildir Bazı insanların fıtratına üstün kabiliyetler konulmuştur ve bunlar eğitim ve öğretim ile geliştirilirler, demek daha doğru bir bakış açısıdır.

Mesela, Hazreti Bilal (ra) deha değildi, vasat bir insandı, ama iman ve sebatı ile büyük bir insan olabildi. Ebu Cehil deha derecesinde bir insandı, ama Hazreti Bilal (ra)’in ayağına toprak bile olamadı. Demek gerçek değer ve üstünlük, mümin ve ahlaklı bir insan olmaktan geçiyor.

Bu konu Risale-i Nur'dan burası ile desteklenebilir:

"İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyîne çıkar, cennete layık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer, cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer. Çünkü iman, insanı Sâni-i Zülcelâline nisbet ediyor. İman bir intisaptır. Öyle ise, insan, iman ile insanda tezahür eden sanat-ı İlahiye ve nukuş-u esmâ-i Rabbâniye itibarıyla bir kıymet alır. Küfür o nisbeti kat’ eder. O kat’dan, sanat-ı Rabbâniye gizlenir. Kıymeti dahi yalnız madde itibarıyla olur. Madde ise, hem fâniye, hem zaile, hem muvakkat bir hayat-ı hayvani olduğundan, kıymeti hiç hükmündedir..." (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas.)

İnsan, küfür, inkâr, isyan, günah ve dalalet ile kâinat çapındaki delillere gözlerini yumar, kulaklarını tıkar, fıtratını köreltir, kalbini karartır ve vicdanını söndürür. Kendini bütün ışık kaynaklarından mahrum bırakır, karanlıklar içine gömülür. Fıtratın ilk baştaki hali korunmaz, imdadına koşulmaz ve bu yolda gerekli tedbirler alınmazsa, insanın ya Hıristiyan ya Yahudi ya da Mecusi olması veya aklınıza gelebilecek küfür cereyanlarından birisine yem olup gitmesi mümkün ve muhtemeldir.

Temiz fıtrat kirletilip bozulunca, insan ikinci bir fıtrat kazanmış olur. Yumurtadan çıkan yavru kuş, uçamasa da yine “kuştur.” O, yaratılıştan uçmaya elverişlidir. Palazlanma döneminde, düşe kalka uçmaya çalışır. “Bu kuş, uçacak” deriz. Ancak harici bir sebep devreye girer de, kuşun uçma kabiliyetini götürürse, faraza ayağını kırarsa o zaman o kuş uçamaz.

İşte fıtratı köreltilen bir insan da ikinci bir fıtrat kazanmış, temiz ve selim yaratılışını kirletmiş olur. Fıtrat çekirdeği küfür toprağının karanlıklarında gömülü ve örtülü kalır, çimlenip filizlenemez, meyve veren bir ağaç olamaz. O artık karanlıklar içinde kalmış, kapkara bir fıtrat kazanmıştır.

Evet, her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar; fakat anne-baba, arkadaş, muhit, toplum ve okul gibi dış tesirlerle, bunları lehinde veya aleyhinde değerlendirecek olan irade, fıtrata müspet veya menfi yönde müdahalede bulunur ve yeni bir kişilik kazandırır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 30.550
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

mustafa kayapalı
İslam fıtrat dinidir. Yani insan yaratılışına en uygun dindir. Çünkü İnsanı yaratan da bu insana İslam dinini gönderen de Allahtır. Dolayısıyla İslamla insan fişle piriz gibidir.Onun için bu dinde insan fıtratına aykırı ne bir emir vardır ne de bir yasak. Fıtratı bozulmamış her insan kendisine İslam doğru bir şekilde anlatılırsa asla reddetmez." İnsan fıtrat üzere doğar" demek yani fıtrata en uygun olarak Fatır-ı Hakim'in gönderdiği bu dini kabul edebilecek bir donanımla bu dünyaya gönderilir.gönderilir .Allah-ü alem.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...