Hz.Eyyüb'ün (as) "Kalb ve lisanına iliştikleri için.." duaya başlaması ile Üstad'ın "Musibet ve hastalıklar duanın vakitleridir." ifadesini nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hz. Eyyub (as) hastalıktan şifayı, nefsinin rahat ve istirahatı için değil, zikrine mâni olduğu için istemiş. Zaten musibet ve hastalıkların hikmeti de ve maksadı da dua ve ilticadır. Şayet musibet ve hastalıklar bu gayesi ortadan kaldıracak bir kıvama gelmiş ise, şifanın istenilmesi daha ahsen ve lüzumlu oluyor. Ve Hz. Eyyub (as), dilinin zikir edemez bir vaziyete gelmemesi için şifa istemek zorunda kalıyor.

Bu zaviyeden bakıldığında Hz. Eyyub (as)’in şifa için dua istemesi, duanın vakti olan musibet ve hastalıkların kalkmasını istemek manasına gelmiyor ki bir tezat olsun. Üstad Hazretleri bu inceliğe zaten İkinci Lem'a'da şu şekilde işaret ediyor:

"Pek çok yara, bere içinde epey müddet kaldığı hâlde, o hastalığın azîm mükâfatını düşünerek, kemal-i sabırla tahammül edip kalmış. Sonra, yaralarından tevellüt eden kurtlar kalbine ve diline iliştiği zaman, zikir ve marifet-i İlahiyenin mahalleri olan kalp ve lisanına iliştikleri için, o vazife-i ubudiyete halel gelir düşüncesiyle, kendi istirahati için değil, belki ubudiyet-i İlâhiye için demiş: 'Yâ Rab, zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor.' diye münacat edip, Cenâb-ı Hak o hâlis ve sâfi, garazsız, lillâh için o münâcâtı gayet harika bir surette kabul etmiş, kemal-i âfiyetini ihsan edip envâ-ı merhametine mazhar eylemiş." (Lem'alar, İkinci Lem'a)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...