"İ’caz-ı Kur’an’ın yüz cüz’ünden bir cüz’ü, şu tefsirine inikas etmiş ... İ’caz kastidir, kasten de kimse muaraza edemez..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"İ’câz-ı Kur’ân’ın yüz cüz’ünden bir cüz’ü, şu tefsirine in’ikâs etmiş. Yalnız şu fark var ki, i’câz kastîdir, kasten de kimse muaraza edemez. Şu kitabın tevafuku ise, fıtrî, ihtiyarsız olmak cihetiyle harika olur, keramet sayılır. Kastî ve sun’î bir surette muaraza edilmez." (Barla Lâhikası, 277. Mektup)
Bu pasaj, Risale-i Nur'un telif sürecine ve metinlerinde görülen harikalıklara dair çok ince bir teolojik ve edebi ayrımı ortaya koymaktadır. Metni daha iyi kavrayabilmek için iki temel kavram üzerinden inceleyebiliriz:
1. Kur'an'ın Mucizeliği ve Risale-i Nur'a Yansıması (İnikâs)
İ’câz, taklit edilemez olmak; insanı aciz bırakmak demektir. Kur’an-ı Kerim, lafzı ve manasıyla mucizedir. Cümlede, bu muazzam mucizeliğin yüz cüzünden (parçasından) bir parçasının, onun bir nevi tefsiri olan bu eserlere "in’ikâs ettiği" (ayna gibi yansıdığı) ifade ediliyor. Yani Risale-i Nur'daki etkileyicilik, güç ve hakikat, kendi öz malı değil, doğrudan doğruya Kur'an nurunun bir yansımasıdır.
2. "Kastî" Mucize ile "İhtiyarsız" Keramet Arasındaki Fark
Metnin en orijinal kısmı, Kur'an'ın mucizeliği ile Risale-i Nur'da görülen tevafuk (kelimelerin veya harflerin tesadüfe yer bırakmayacak şekilde birbiriyle denk gelmesi) gibi harika hallerin karşılaştırılmasıdır:
Kur'an'ın İ’câzı Kastîdir: Allah, Kur’an-ı Kerim’i bilerek, kastederek bir mucize olarak indirmiştir. İnsanlara meydan okur ve kasten de hiç kimse onun bir benzerini getirip ona muaraza edemez yani; karşı koyamaz, taklit edemez.
Risale-i Nur'un Tevafuku Fıtrî ve İhtiyarsızdır: Eserlerin yazılışında ortaya çıkan harika uyumlar, dizilimler ve tevafuklar ise yazanın irade ve ihtiyarıyla veya planlamasıyla yani sun’î olarak yapılmamıştır. Yazar, kelimeleri denk getirmek için özel bir çaba sarf etmemiştir; süreç tamamen doğal, fıtrî ve niyet dışı gelişmiştir.
Neden "Kastî Olmayan" Daha Harika Görülüyor?
Pasaj, planlanmadan, kendiliğinden ortaya çıkan bu harikalığı keramet olarak nitelendiriyor. Çünkü bir insan oturup harfleri, kelimeleri yapay bir şekilde denk getirmeye çalışsa (sun’î / kastî surette), bu bir matematiksel zorlama olur ve edebi ihlası zedeler. Başkaları da çıkıp benzer bir yapay dizilim yapmaya yeltenebilir.
Fakat buradaki durum insan iradesinin dışında, tamamen ilahi bir sevk ile fıtrî olarak meydana geldiği için, suni ve yapay bir yolla taklit edilmesi veya karşı konulması mümkün olmayan, doğrudan doğruya ilahi bir ikram ve keramet olarak kabul edilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü