"Kur’ân’ın i’câz-ı mânevîsinden neş’et eden bir urvetü’l-vüska ve zulümattan nura çıkaracak..." Kur'an-ı Kerim dışındaki eserler için Urvetü’l-vüska tabiri kullanılabilir mi?
Değerli Kardeşimiz;
Kur'an bazı kelamları ve tabirleri mutlak bırakmış ta mana umumi olsun. Yani Kur'an bazı mefhumar için tam olarak "bu budur" demediğinden, mana küllileşmiş ve zenginleşmiştir. Mesela, Kur'anda geçen "emanet" (Ahzab, 33/72) ifadesi açık olmadığından, iman ve İslam esaslarına ve Arapça kaidelerine zıt olmayacak şekilde getirilen her manaya hüsnüzanla bakılmış ve reddedilmemiştir. İşte urvetü'l-vüskâ kelamı da bu tarzda değerlendirilebilir.
“Urvetü’l-vüskâ”; “en sağlam kulp, en sağlam tutamak” manasına gelmektedir.
Bu tabir Kur’ân-ı Kerîm’de şu iki âyette geçmektedir:
“Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. O halde kim tâğūtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır.” (Bakara, 2/256)
“İyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden kimse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur.” (Lokmân, 31/22)
Sağlam kulptan maksadın ne olduğu hususunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Mücâhid b. Cebr’e göre bundan maksat iman, Süddî’ye göre İslâm, Dahhâk b. Müzâhim’e göre kelime-i tevhiddir.(1)
İbn Abbas’a göre murat “lâ ilâhe illallah”, Enes b. Mâlik’e göre ise Kur’an’dır.(2)
1884’te Paris’te el-ʿUrvetü’l-vüska adıyla bir derginin yayımlanmasına katkıda bulunan Muhammed Abduh el-urvetü’l-vüskāya yapışmayı “hak yolda istikamet üzere gitmek” şeklinde açıklamıştır. Bu da söz konusu ifadeye dair tefsirlerde yer alan yorumların veciz bir özetidir.(3)
Urvetü’l-vüskâ mefhumunun en umumi manası “hak yolda istikamet üzere gitmek” şeklinde ifade edilebilir. Görüldüğü üzere bu mefhum, sadece Kur’an’a mahsus bir mefhum olmayıp, istikamet üzerine giden her tefsirin, her görüşün, her cemaat ya da her tarikatın müşterek bir ismi oluyor.
Dolayısı ile bu zamanda milyonlarca insanın imanının kurtulmasına vesile olan, Kur’an hakikatlerini en azılı dinsizlere bile izah ve ispat eden ve hak yolda istikametle yürüten Risale-i Nur'a "urvetü’l-vüskâ" namının verilmesi, gayet güzeldir, makuldür ve yerindedir. Ve bu mefhum, istikamet üzerine giden diğer tefsir ve kitaplara da verilebilir.
Ayrıca “urvetü’l-vüskâ” tabirini Kur’an’dan başka bir şeye vermenin yanlış ve mahzurlu olacağını iddia eden ne bir âlim ne bir içtihat ne de bir icma mevcut değildir.
Dipnotlar:
(1) bk. Taberî, III, 29; Endelüsî, I, 344.
(2) bk. Süyûtî, II, 22.
(3) bk. Reşîd Rızâ, III, 32.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü