"İhlaslı değilim!" diye hayırlı bir amel terkedilebilir mi? Birini uyarmak gerekiyor ve bunu ihlas ile yapmadığımızı zannediyorsak ne yapmalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İhlas, kelime anlamı olarak safilik ve duruluk demektir; ıstılah olarak yapılan bir işin ve amelin yalnız Allah rızası için yapılmasıdır. İhlasın elde edilmesi, muhafaza edilmesi ve ihlası kıracak olumsuzluklardan kaçınılması için İhlas Risalesi olan Yirmi Birinci Lem'ada düsturlar verilmiş ve güzelce izah edilmiştir.

Bu düsturlara riayet edildiği zaman, inşallah amellerimizde ihlası elde ederiz. Yalnız İşaratü'l-İ'caz eserinde Üstadımızın ifade ettiği şöyle güzel bir mana vardır:

Harp sahasında şehitler arasında yazdığı eserin ve tefsirin tashihinde, ifadelerin değiştirilmesine gönlü razı olmuyor. Çünkü şehidin elbisesi değiştirilemez. Şehit din, namus, vatan ve millet müdafaasında harp meydanlarında, düşmanın tazyikat ve taarruzatı altında daima şehit olmayı düşündükleri için, o halet-i ruhiye içerisinde riyadan uzak bir halet kesbediyorlar.

Aynı hali insan dinine ve mukaddesatına fikren taarruz edildiği zaman da yaşar ve harp meydanlarında neferler gibi kendisinde riyanın zerresi bulunmaz. Samimi bir şekilde dinini müdafaa eder.

Yalnız bu mübarek işi yaparken, başka birileri de bizim yaptığımızı yapabiliyorsa ve yapmak için de şevkli ise, ihlasın kaybolmaması ve rekabete girilmemesi için o kardeşlerimizin yapmaları hoşumuza gitmeli, yoksa ihlas kırılabilir. Yalnız isek ve yapan başka kimse yoksa, elbette mertçe bu işi ve hizmeti yaparız.

İçimizden gelen vehim ve vesveselere de aldanmamak ve prim vermemek gerekir. Çünkü hayırlı hizmetlerde şeytan daima bize vesvese vermeye çalışır ki, ondan vazgeçelim ve muvaffak olmayalım. Yani bir hizmet bize kalmış ise, bunu yapmak artık farzdır. Farzlarda da riya olmaz. Nur talebeleri ise, hizmet-i imaniye ve Kur'aniye vazifesinde Kur'an hesabına vazifedar sayıldığını Üstadımız ifade etmektedir.

Ayrıca ihlaslı olmanın ve devamlı ihlas üzerine bir hayat yaşamanın tahakkuku için Üstadımız "masnuat üzerinde tefekkür-ü imaniden gelen lemeat ile bir nevi huzur kazanmak" yöntemiyle, tefekküre müdavim olarak ihlası huzur-u ilahi yöntemiyle kazanarak ve muhafaza ederek yolumuza devam ederiz. Bu nedenle Risalelerdeki imani bahisleri az da olsa her gün okumak gerekir.

Birisini uyarma konusunda, sözümüzün tesirli olmayacağı hususunda bir kanaatimiz varsa ayrı, fakat böyle bir durumda içimizden gelen "Sen Allah için yapmıyorsun." sözüne ve vesvesesine aldanmamalı ve bizden başkası yapmıyorsa, hikmet, şefkat ve lütufla ikazımızı yapmalıyız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...