"İhtiyardan bir şa're (saç) gibi cüz'î bir cüz-ü ihtiyarî" Burada geçen birinci ve ikinci "cüz’î" ifadeleri aynı manada mı?
Değerli Kardeşimiz;
"Evvelki vecih itibarıyla öyle bir biçare mahluktur ki, sermayesi, yalnız, ihtiyardan bir şa're (saç) gibi cüz'î bir cüz-ü ihtiyarî ve iktidardan zayıf bir kesb ve hayattan, çabuk söner bir şule ve ömürden çabuk geçer bir müddetçik ve mevcudiyetten çabuk çürür küçük bir cisimdir. O haliyle beraber, kâinatın tabakatında serilmiş hadsiz envaın hesapsız efradından nazik, zayıf bir fert olarak bulunuyor."(1)
Birinci cüz’î kelimesi küllînin zıddı manasında azlığı, küçüklüğü, zayıflığı ifade eder. İkincisi ise insan iradesinin bir anda ancak bir şeye taalluk edebileceği, yani insanın bir anda iki şey irade edemeyeceği manasındadır. Bunda da yine zayıflık manası hakimdir.
1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İki Mebhas.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
kesb kazanç demek cüzi ihtiyari nasıl kazanç oluyor
Kesb burada insan iradesi, insanın kendi tercih ve seçimi anlamında kullanıyor. Kazanmakta kaybetmekte insan seçimi ile gerçekleşir mesela insan iradesi ile imanı seçer cenneti kazanır, küfür ve inkarı seçer cehenneme gider burada kazanç ve zarar insan iradesine bağlıdır.
Sözlükte “kazanmak, elde etmek” anlamındaki kesb kökünden türemiş bir masdar olup “kazanılan ve elde edilen maddî veya mânevî şey” mânasına isim olarak da kullanılır. Râgıb el-İsfahânî kesbi, “insanın servet kazanmak gibi faydalı olan veya haz veren bir şeyi talep etmesi” diye açıklar. Bazan insana fayda vereceği zannedildiği halde zarar getiren fiiller için de kullanılan kesb (el-Müfredât, “ksb” md.), kelâm literatüründe genellikle “kuldaki hâdis kudretin tesiriyle meydana gelen şey” diye tarif edilir.
Kuldaki hadis kudret insan iradesi oluyor bu iradenin seçiminden doğan şeyde kesb oluyor dolayısı ile kesb ile irade iç içe geçmiş iki tabirdir. Bazende kesp direk irade anlamında kullanılıyor. Kulların kendi fiilleri üzerinde etkili olduklarını kanıtlamak amacıyla kesb kavramını ilk defa kullanan kişi Ebû Hanîfe olmuştur.
Ebû Hanîfeye göre kullara ait bütün fiiller Allah tarafından yaratılmakla birlikte gerçek anlamda kulların kesbiyle meydana gelir, yani ihtiyarî fiillerin meydana gelişinde insanların sahip olduğu kudretin tesiri söz konusudur (Beyâzîzâde Ahmed Efendi, s. 254).