"İki adam, biri bedevi, vahşi, diğeri medeni, aklı başında olarak, arkadaş olup İstanbul gibi haşmetli bir şehre gidiyorlar..." Bu temsil ile melek ve ruhanilerin, hem varlığı hem de keyfiyetleri ispat ediliyor. Burayı izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Misaldeki İstanbul şehri bütün kâinatı temsil ediyor. Yerküremiz ise, o şehrin uzak bir köşesindeki küçük bir hane gibi kalıyor. Bu küçük hanede milyonlarca tür hayvan yaşamaktadır. Bazı sınıflandırmalarda bu rakam daha da artmaktadır. Bu hayvanlar mahiyetlerine uygun işleri yerine getirmekle bir nevi amele gibi çalışıyorlar.

Uzaktan görünen müzeyyen saraylar ise, yıldızları temsil ediyor. Bu misalle akla muhteşem bir kapı açarak şu hakikat dersini veriyor:

Bu küçük haneyi amelelerle dolduran, her köşesini, hatta en müteaffin maddeleri bile hayatla şenlendiren Cenab-ı Hak, elbette bu müzeyyen sarayları sekenesiz, seyircisiz bırakmayacaktır. Nitekim bırakmadığını başta Kur’ân-ı Azimüşşan olmak üzere bütün semavi kitaplarıyla bildirmiş ve yine başta Resullulah Efendimiz (asm.) olarak bütün peygamberleri ile ders vermiştir.

Bu dünyada farklı tabiat şartlarında ayrı tür hayvanların yaratılması, denizlerin balıklarla, ormanların ceylanlarla şenlendirilmesi gösteriyor ki, o sarayların sakinleri de onlara münasip olacaktır. Bu ise, nurdan yaratılan melekler âlemidir.

“Şu nihayetsiz feza-yı âlem ve şu muhteşem semavat, burçlarıyla, yıldızlarıyla zişuur, zihayat, ziruhlarla doludur.”(1)

1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, Birinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...