İkinci yol ile alakalı olarak: "Öyle gördüğü ve itikat ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için cezası olarak aynını görecek." ifadesini nasıl anlamalıyız?
Değerli Kardeşimiz;
Bu ikinci yolda gidenler ehl-i sefahet ve ehl-i dalâlettir. Bunlar doğru yoldan saparak ahlâksızca yaşarlar. Şu var ki, bu insanlar, ölümün hiçlik olduğuna inanan küfür ehlinden farklıdırlar. Yaptıkları isyanların cezasını göreceklerini bilir, âkibetlerinin azab olduğunu bir bakıma görürler, fakat nefsin ve şeytanın esaretinden de bir türlü kurtulamazlar.
Bu kimseler, “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz...”(1) hadis-i şerifiyle haber verildiği gibi, son nefeslerinde imansız göçmüşlerse, akıbetleri inanmayanlarla aynıdır. İmanla göçmüşlerse ve günahları sevaplarından fazla ise, kabir onlar için bir haps-i ebedî olur.
Buradaki “ebedi” kelimesi çok uzun bir zaman manasındadır. Nitekim dünya hayatımızın “bekasını” ifade ettiğimizde beka kelimesi bu “hayatın devamı” şeklinde anlaşılacaktır. Yoksa dünyanın bâki olmadığı açıktır.
Müebbed hapis de olsa (haps-i ebedî), “hapis” kelimesi bir gün kurtuluşa erme manasını içinde saklar. İdam ise öyle değildir.
(1) bk. Münavi, Feyzü’l-Kadîr, 6/226.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Âhireti tasdik eden, fakat sefahet ve dalâlette gidenlere, bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrit içinde bir haps-i münferit"
Bu kişiler ahiret inancı taşıyor, yani ehli iman oluyor. Ama DALALETte gidiyor. Dalalet zaten hak yoldan sapandır. Bütün dalalet ehli de ateştedir. Ebedi Cehennem hak değil mi bu kişilere?
İkinci yolda tam olarak bahsedilen güruh kim? Bozuk itikadlı kimseler mi, ahiret inancı olup, diğer akidelerde sıkıntı olanlar mı?
Yada inancı var ama amel etmeyen mi, bunlar Cehennemde de olsa bir süre sonra çıkacaklar, cezaları ağır da olsa, kurtulacaklar.
İkinci yolda gidenler tartışmaya açık bir konu gibi mi, zira bu bahiste sohbet meclisinde ortak bir kanaate varamamıştık eskiden.
"Öyle gördüğü ve itikad ettiği; ve inandığı gibi hareket etmediği için, öyle muamele görecek."
İnandığı gibi yaşamayıp, yaşadığı gibi inananlar TEVBE ETMEMEK kaydıyla cezasını ahirette görür. Eğer tevbe etmişse durum değişebilir.
Ama yaşadığı gibi inanmak, yani farzları yapmamak, günahları işlemek Allah korusun istikameti muhafaza etmek zor olsa gerekki o rotada ilerlemeyi gerektirir. Tevbe etmezse(tevbe kapısı açık) o şekilde yaşantı, o şekilde ölümü doğurur.