On Üçüncü Sözün İkinci Makamı

İçerikler


  1. "Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle bir muhaveredir." Cazibedar fitneden maksat nedir? İmansızlık mı, sefahet mi? Daha aklını kaybetmeyen gençler tâbirinden ne anlamalıyız?

  2. "Âhiretimizi ne suretle kurtaracağız?" diye, Risale-i Nur'dan medet isteyen gençlere Üstadımız evvela kabri nazara veriyor. Gençlere tebliğ hususunda ölüm ve kabri nazara vermek faydalı mıdır?

  3. "Risale-i Nur'dan meded istediler. Ben de Risale-i Nur'un şahs-ı mânevîsi namına onlara dedim..." Risale-i Nur'dan medet istemek ne demektir? Üstadımızın Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsi adına konuşması nasıl oluyor?

  4. "Kabir var; hiç kimse inkâr edemez. Herkes, ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek için de üç tarzda, üç yoldan başka yol yok..." Buradaki üç yolu ve üç yoldan gidecek olanları izah eder misiniz?

  5. Kabre girmek için üç yol var. İkinci yolda haps-i ebedi, tecrid ve hapsi münferid tabirleri geçiyor. Üçüncü yolda ise idam-ı ebediden söz ediliyor. İdam-ı ebedî, yok olmak mânâsına geliyorsa bunu âhiret inancımızla nasıl bağdaştırabiliriz?

  6. İkinci yol ile alâkalı olarak: “Öyle gördüğü ve itikat ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için cezası olarak aynını görecek.” ifadesini nasıl anlamalıyız?

  7. "Ehl-i inkâr ve dalâlet için, bir idam-ı ebedî kapısı, yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır." Neden sevdikleri idam olunuyor?

  8. "Bu iki şık bedihîdir; delil istemiyor, gözle görünür." Burada hangi şıklar kastedilmektedir?

  9. Yüz yirmi dört bin enbiya, yüz yirmi dört milyon evliya ve muhakkiklerin de âhiret hakikatini kati delilleri ile; "aklen ve ilmelyakin derecesinde" ispat ettikleri ifade ediliyor. Risale-i Nur’un tarzı hangi meslekle alakalıdır?

  10. “İdam ve zindan-ı ebedîden kurtulmak ve o yolu saadet-i ebediyeye çevirmek, yalnız iman ve itaat iledir." ifadesi tırnak içerisine alınmıştır. Bu bir âyet veya hadis meali midir?

  11. "Acaba yüzde bir ihtimal-i helâket bulunan bir tehlike yolunda gitmemek için, birtek muhbirin sözü nazara alınsa ve onun sözünü dinlemeyip o yolda giden adamın, endişe-i helâketten gelen elem-i mânevî..." cümlesini izah eder misiniz?

  12. "Yüzde yüz ihtimalle, dalâlet ve sefahet, göz önündeki kabir darağacına" Bu ifadelerde yüzde yüz olarak kesin ifade kullanılmaktadır. Fakat başka yerlerde, yüzde bir kurtulma ve helake gitme nisbeti bırakılmıştır. Bu iki farklı ifadeyi nasıl anlamalıyız?

  13. "Bir hazine-i ebediyeye, bir saray-ı saadete açılan bir kapıya çeviriyor diye ihbar eden ve emarelerini ve asârlarını gösterdikleri halde..." deniyor. "Emare ve âsâr" ne mânâya geliyor?

  14. "Ehl-i dalâlet ve sefahet, yüz bin lezzeti ve zevki alsa da, yine o mânevî bir cehennem kalbinde yaşar ve yakar. Fakat pek kalın gaflet sersemliği muvakkaten hissettirmez." gaflet sersemliği ile birlikte izah eder misiniz?

  15. "Gençlik saikasıyla, o hadsiz elemlerle âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihâne ve heveskârâne, muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer." Burada hayvandan yüz derece aşağı düşmek ne demektir?

  16. "İman ve taat dairesinden çıkan bir Müslüman, Ecnebî dinsizleri gibi de olamaz. Çünkü onlar Peygamberi inkâr etseler, diğerlerini tanıyabilirler. Peygamberleri bilmeseler de Allah'ı tanıyabilirler..." detaylı izah eder misiniz?

  17. "Dünya ve âhirette ebedî ve daimî süruru isteyen, iman dairesindeki terbiye-i Muhammediyeyi (a.s.m.) kendine rehber etmek gerektir." Burada zikredilen terbiyeyi nasıl değerlendirirsiniz?

Yükleniyor...