"İ’lem eyyühe’l-aziz! Dünya hayatını güzelleştiren esbabdan biri, dünya ayinesinde temessül ile parlayan hidayet nurları ve büyük insanların sevgili ve sevimli timsalleridir..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Hidayet nurları” denilince hem kâinat kitabındaki bütün hikmetler, bütün esmâ tecellileri, hem de hidayet önderleri olan peygamberlerin, evliya ve asfiyanın hayatları, irşadları, tebliğleri ve bıraktıkları eserler anlaşılabilir.

Burada daha çok bu ikinci mâna esas alınmış oluyor. Yâni, dünya hayatımız başta Kur’ân âyetleri ve Resulullah Efendimizin (asm.) örnek hayatı olmak üzere, insanlara doğru yolu gösteren ve onlara rehberlik eden bütün mürşidler ve âlimlerle güzelleşmekte, faydalı olmakta ve mâna kazanmaktadır. Bu Hak dostları, vefat etmekle mâziye geçmişlerse de hatıraları ve eserleri hafızalarda baki kalmış, tarihe mal olmuştur. Onların örnek hayatlarını elimizden geldiği kadar taklide çalışmak dünya hayatımızı güzelleştirir.

Ancak, bir gayret göstermeden sadece o muhterem zevatın hayatını okumak, menkıbelerini zevkle anlatmak yeterli olmaz. Üstad Hazretleri bunu gaflet olarak değerlendiriyor ve onlarla beraber olmak için çalışmayıp sadece o zâtların fotoğraflarına bakmaya benzetiyor.

Bunlar şarap değil serapdır. Bunlar ile uğraşmak azb değil, azabdır.”

Burada şarap kelimesi, insanın susuzluğunu gideren içecekler mânasında kullanılmıştır. İnsan suyun resmine bakmakla susuzluğunu gideremez, böyle bir bakış seraba talip olmak demektir. Gafletten uyanan insan, serapla oyalanmaz, su menbaına koşar. O muhterem zevat, ruhlarını ne ile doyurmuş, ne gibi manevî içeceklerle tatmin olmuşlarsa, bizim de onlara yönelmemiz, aynı şeyleri yapmamız, aynı yoldan gitmemiz gerekir. Ancak böylece hidayet güneşini bulabiliriz.

“Şark” denilince Güneş'in doğduğu taraf hatırlanacağı için, şark tarafına seyahat ifadesi de hidayete müteveccih olmayı ve hidayet rehberlerine tâbi olmayı temsil ediyor. Bu ifadede, garp kültürünü taklit etmek yerine, İslâm medeniyetine talip olmaya da bir işaret olabilir.

Dünyaya Allah adına bakılırsa, her şey çok güzel ve çok tatlı bir levha hükmüne geçer. Zira şu dünya Allah’ın isim ve sıfatlarının talim edildiği bir mektep, ahiret hayatının kazanıldığı bir mezraa yahut nefis ve hevaya hitap eden geçici bir oyun yeridir. Dünyanın ilk iki yüzü sevilmeye lâyıktır. Dünyanın bu iki yüzü ancak hidayet rehberleri olan büyük insanların irşadı ile okunur ve anlaşılır.

Gelecek, geçmişin aynasıdır. Yani geçmişte görünen bütün güzellikler, gelecekte temessül sırrı ile görünüp tezahür ediyor. Berzaha göçmüş büyük insanların, mesela Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)’ın manevî himmeti, sünnetleri ve getirdiği hidayet nurları dünyanın dört bir tarafında devam ediyor, kıyamete kadar da biiznillah devam edecek. Peygamber Efendimiz (asm.) ümmeti ile daima alakadardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

drerkan
Allah razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...