"Maksadımız iman ve ahirettir, ehl-i dünya ile mübareze değil... Yalnız bir iki risaleye mahsus ilişmek kasti değil; belki maksadımıza yürürken onlara çarpmışız." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Nur talebelerinin en birinci ve esas gayesi, tahkikî bir imanı kazanıp, kabre iman ile göçmek ve ebedî saadete nail olmaktır. Bunun dışındaki bütün maksatlar, ehemmiyetsizdir, üzerinde durulacak meseleler değildirler.
İmana ve Kur’an’a hizmet etmek, dünyanın bütün meselelerinden daha üstün ve daha mühim bir meseledir. Dünyanın en büyük hâdiseleri bile bir Nur Talebesini iman ve Kur’an hizmetinden alıkoyamaz ve koymamalıdır. Üstad Hazretleri Dördüncü Mesele'de bu hakikati izah ediyor.
Evet, bir insanın bu dünyada en büyük davası, kabre iman ile girip girmemek davasıdır. Şayet bir insan imansız kabre girse, dünyanın hangi meşguliyeti ya da hangi davası onu kurtarabilir. Demek imanla kabre girmeye vasıta olan şeyler ile meşgul olmak, dünyanın en büyük ve en mühim hâdiselerinden daha ehemmiyetlidir.
Üstad Hazretleri, iman hizmetini İkinci Dünya Savaşı ile meşgul olmaktan daha mühim görerek bize bir yol gösteriyor ve ikaz ediyor. Dünyanın en büyük hâdisesi bile iman hizmetine set çekemezken, nasıl olur da âdi ve basit şeyler bu hizmete set çekebilir, diye bir mukayese yapmak da mümkündür.
İkinci olarak, dünyanın böyle zulümlü ve keşmekeş işleri ile meşgul olmakta bir fayda olmadığı gibi, çok ciddi zararlar ve tehlikeler mevcuttur. Bu sebeple Üstad Hazretleri daha elzem ve daha ehemmiyetli olan iman hizmetine yönelmiş ve talebelerini de ısrarla teşvik etmiştir.
Hâl böyle olunca yüzünü dünyaya çevirmiş ve kendini dünyanın fani ve âdi işleri ile oyalayan insanlarla çatışmak ve uğraşmak, asıl gayesi olan iman ve ahireti unutmak, Nur talebesinin işi olamaz. Nur talebeleri asıl maksatları olan iman ve ahiret ile meşgul olurken, ehl-i dünya karşılarına çıkar ve hizmetlerine mani olmaya çalışırsa, onlarla sabır, metanet, müsbet hareket ve kavl-i leyyin ile mücadele ederler. Onlarla maksadı unutacak kadar çatışmaya girmezler. Bunun içindir ki, Üstadımız kendine eziyet edenlere çoğu zaman hakkını helal etmiş ve onları hasım addetmemiştir. Nur talebeleri de böyle hareket etmeli. Hedefe giden yolda karşısına çıkan engellere takılmamak ve onlarla hasım olmayı gaye haline getirmemek icap ediyor.
Mesela, birtakım insanlar çıkıp Nur talebelerine hücum edip onları çürütmeye çalışıyorlar. Nur talebeleri bu durumda gerekli olan ilmî müdafaasını yapar ve hizmetine devam eder. Hizmeti bırakıp var gücü ile o adamlarla mücadeleye girişmez, çatışmayı gaye edinmez ve onlara karşı hasmane bir yol izlemezler. Hatta onlara acır ve ıslahları için dua ederler.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü