Block title
Block content

Zeylü'l-Habbe

İçerikler

  1. "Arkadaş! Şu müşevveş eserlerimle büyük birşeyin etrafını kazıyorum. Amma bilmiyorum, keşfedebildim mi? Veyahut sonra inkişaf edecektir. Veyahut bilâhare zuhur edecek. Keşfine yol açıp gösteriyorum." İzah eder misiniz?

  2. "Dünya hayatını güzelleştiren esbabdan biri, dünya aynasında temessülle parlayan hidayet nurları ve büyük insanların sevgili ve sevimli timsalleridir. Evet, müstakbel, mâzinin aynasıdır. Mâzi berzaha,.." Devamıyla izah eder misiniz?

  3. "Dünya hayatını güzelleştiren esbabdan biri, dünya âyinesinde temessül ile parlayan hidayet nurları ve büyük insanların sevgili ve sevimli timsalleridir... Bunlar şarap değil serapdır." izah eder misiniz?

  4. "İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Misafir olan bir kimse seferinde çok yerlere, menzillere uğrar. Uğradığı her yerin âdetleri ve şartları ayrı ayrı olur..." devamıyla izah eder misiniz?

  5. Dünya hayatını güzelleştiren esbabdan biri, dünya aynasında temessülle parlayan hidayet nurları ve büyük insanların sevgili ve sevimli timsalleridir... Cümlesini devamıyla açar mısınız?

  6. Misafir olan bir kimse, seferinde çok yerlere, menzillere uğrar. Uğradığı her yerin âdetleri ve şartları ayrı ayrı olur... Cümlesini devamıyla açar mısınız?

  7. "Misafir olan bir kimse seferinde çok yerlere, menzillere uğrar. Uğradığı her yerin âdetleri ve şartları ayrı ayrı olur." cümlesinin geçtiği yeri izah eder misiniz?

  8. Eğer o terennümle atın kişnemesini fark etmeyip andelibden kişnemeyi talep ederse, kendi nefsiyle mugalâta etmiş olur. Burayı nasıl anlamalıyız?

  9. "Andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. Eğer o terennümle atın kişnemesini fark etmeyip andelibden kişnemeyi talep ederse, kendi nefsiyle mugalâta etmiş olur..." buradan alacağımız dersler nelerdir?

  10. "Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân’ın hak ve hakikat olduğuna en sâdık deliller: 1. Tevhidin bütün iktizâlarını ve lâzımlarını mertebeleriyle muhafaza etmesidir. 2. Esmâ-i Hüsnânın tenasüp ve iktizası üzerine hakaik-i âliye-i İlâhiyedeki muvazeneyi müraat etmesidir. 3. Rububiyet ve ulûhiyete âit şuûnatı kemâl-i muvazene ile cem etmesidir." izah eder misiniz?

  11. Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyân’ın hak ve hakikat olduğuna en sâdık delillerin: 1. Tevhidin bütün iktizâlarını ve lâzımlarını mertebeleriyle muhafaza etmesidir... Devam eden yeri açıklar mısınız?

  12. Rububiyet ve ulûhiyete âit şuûnatı kemâl-i muvazene ile cem etmesidir. Burayı izah eder misiniz?

  13. "Kur’ân’ın bu hâsiyeti beşerin eserlerinde bulunmadığı gibi, melekût cihetine geçen evliya ve sair büyüklerin netaic-i fikirlerinde de bulunamamıştır... Bunun için tenasübü bozup muvazeneyi ihlâl ediyorlar." İzah eder misiniz, İslam alimleri de mi bu sınıfa dahil oluyor; onlar Kur'an nuruyla tenasübü yakalayamıyorlar mı?

  14. "Cenab-ı Hak seni ademden vücuda ve vücudun pek çok eşkal ve vaziyetlerinden en yükseği müslim sıfatıyla insan sûretine getirmiştir..." devamıyla izah eder misiniz?

  15. "Öyle ise, mâzide şükrünü edâ etmediğin nimetlerin şükrünü kaza etmek lâzımdır." Üstad'ın burada kastettiği sadece namaz, oruç gibi fiili ibadetler midir? Şükrü kaza etmek konusunu biraz açar mısınız?

  16. Müslim ve mümin sıfatlarının farkı nedir, neye göre fark var diyebiliriz?

  17. "Geçirmiş olduğun vücudun her menzilinde ve vaziyetinde, etvarında, ahvâlinde, 'Nasıl bu nimete vâsıl oldun? Neyle müstahak oldun? Ve şükründe bulundun mu?" cümlesinde 'Nimete neyle müstehak oldun' ifadesini nasıl anlamalıyız?

  18. "Nev-i beşerde envâen dalâlete düşen fırkaların sebeb-i dalâletleri, imamlarının kusurudur. Evet, imamları bâtından bahsetmişlerse de, meşhudatlarına itimad ve iktifa ederek esnâ-i tarikten dönmüşlerdir." İzah eder misiniz?

  19. Bu dört hüküm, Vâcib ile âlem-i mümkinat arasında da câridir. Çünkü mümkinatın vücudu, vâcibin nurundan bir gölge olduğu cihetle, vehmî bir mertebededir, cümlesini devamı ile birlikte açıklar mısınız?

  20. "Meselâ, bir fırka askerin mümessili bir nefer, bütün askerlik umûrunu bilmek; veya bir katre sudaki timsalinden, şemsin azametini göstermek talebinde bulunmak, en yüksek bir insafsızlıktır. Çünkü, vasıfla ittisaf arasında fark vardır. Meselâ, Katredeki timsal, şemsin evsâfını gösterir; ama o evsafla muttasıf olamaz..." İzah eder misiniz?

  21. "Çünkü mümkinatın vücudu, vâcibin nurundan bir gölge olduğu cihetle, vehmî bir mertebededir. Vâcibin emriyle vücud-u hariciyeye girer. Sâbit ve müstakar kalır. Demek mümkinatın vücudu,.." ifadelerini, devamıyla izah eder misiniz?

  22. "Vücut nev'inde tezâhüm yoktur. Yani, pek çok âlemler, haller, vücud sahnesinde içtima’ eder, birleşirler..." devamıyla izah eder misiniz?

  23. "İnsanı havalandırıp başaşağı felâkete atan şöyle bir hâl var: İstihkak nazara alınmayarak, Hakk'ın takdiri hakkında tefrit veya ifrat yapılır. Ve kuvvetine, kıymetine bakılmayarak küçük veya büyük bir yük altına alınır gibi gayr-ı insanî haller insanı insaniyetten düşürür, ya zulme veya kizbe sevkeder." izah eder misiniz?

  24. İnsanı havalandırıp baş aşağı felâkete atan şöyle bir hâl var: İstihkak nazara alınmayarak, Hakkın takdiri hakkında tefrit veya ifrat yapılır... Bu cümleyi devamıyla birlikte açıklar mısınız?

  25. "Çünkü mümkinatın vücudu, vâcibin nurundan bir gölge olduğu cihetle, vehmî bir mertebededir. Vâcibin emriyle vücud-u hariciyeye girer. Sâbit ve müstakar kalır." ve "Odadaki elektrik, elektrik misallerinin en uzağına en yakındır." Açıklar mısınız?

  26. "Vücut nev’inde tezâhüm yoktur. Yani, pek çok âlemler, haller, vücut sahnesinde içtima eder, birleşirler..." diye devam eden İ'lemi izah eder misiniz?

  27. "Gece zamanı duvarları camdan olan ve elektrik yanan bir odaya girdiğin vakit, alem-i misale bir pencere hükmünde olan camlarda pek çok menzilleri, odaları göreceksin..." Devamındaki "salisen" maddesinin sonuna kadar açıklar mısınız?

  28. "Bu güzel âlemin bir mâliki bulunmaması muhal olduğu gibi, kendisini insanlara bildirip târif etmemesi de muhaldir..." Devamıyla izah eder misiniz?

  29. "İnsanın vehim, farz, hayal duygularına varıncaya kadar bütün hassaları bilâhare rücû edip bil-ittifak Hakka iltica ettiklerini ve bâtıla hiç bir ihtimâl ve imkânın kalmadığını ve kâinatın ancak ve ancak Kur'ân’ın îzah ettiği şekilde bulunduğunu gördüm." izah eder misiniz?

  30. "İnsanın vehim, farz, hayal duygularına varıncaya kadar bütün hassaları bilâhare rücû edip bilittifak Hakka iltica ettiklerini ve bâtıla hiçbir ihtimal ve imkânın kalmadığını,. Kur'ân'ın izah ettiği şekilde bulunduğunu gördüm." izah eder misiniz?

  31. "Âlem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esir, âlem-i misâl, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur. Bu âlemler, hepsi de ihtilâlsiz, müsâdemesiz küçük bir yerde içtima’ ederler." izah eder misiniz?

  32. "Bu güzel âlemin bir mâliki bulunmaması muhal olduğu gibi, kendisini insanlara bildirip tarif etmemesi de muhaldir..." devamıyla izah eder misiniz?

  33. "Âlem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esir, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur. Bu âlemler,.." ifadelerini, devamıyla açıklar mısınız?

  34. "İ'lem eyyühe'l-aziz! İnsanın vehim, farz, hayal duygularına varıncaya kadar bütün hassaları bilâhare rücû edip bilittifak Hakka iltica ettiklerini..." Vehim, farz, hayalin bütün hassalarının, rücu edip bilittifak Hakk'a iltica etmeleri ne demektir?

  35. Kezalik, bu kesif âlemde ruhânîleri deverandan, cinnîleri cevelandan, şeytanları cereyandan, melekleri seyerandan men edecek bir mâni yoktur... Cümlesini nasıl anlamalıyız?

  36. "Göz, lamba, şems gibi nur ve nurânî şeylerde cüz'î küllî, cüz küll, bir bin müsâvîdir..." devamıyla izah eder misiniz?

  37. "... O zerratı taşmaktan men'ediyor. O bekçi ise, muhit bir ilmin tecellisidir ki, o tecelli kadere, kader de miktara, miktar da kalıba tahavvül eder. Demek, her şey içerisindeki zerrata bir kalıptır." izah eder misiniz?

  38. "Her şeyi tahrik eden zerrât-ı müteharrikenin, muayyen hadlerine kadar hareket ettikten sonra tevakkuf ve durmalarına dikkat eden adam anlar ki.." devamıyla izah eder misiniz?

  39. "Zîhayatın vücuduna terettüb eden semereler, yalnız kendisine, menfaatına, bekasına, kemaline mahsus değildir. Ancak o semerelerden bir hisse kendisine aittir. Bâki kalan kısm-ı âzamı Hâlık’a raci'dir." izah eder misiniz?

  40. "İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kur'ân’ın âyetleri birbirini tefsir ettiği gibi, bu kitab-ı âlemin de bir kısmı, diğer bir kısmını îzah ediyor..." devamıyla izah eder misiniz?

  41. "İnsanın bir ferdi, ihâta-i fikriyesiyle, aklıyla, kalbinin vüs'atiyle bir nevi külliyet kesbeder... Kur'ân’ın âyetleriyle ebnâ-yı beşer için büyük kıyametin geleceğine kat'î delaletler olduğu gibi, kitab-ı âlemin âyât-ı tekviniyesiyle de kıyamet-i kübraya pek kat'î delaletler ve işaretler vardır." izah eder misiniz?

  42. "İnsanın bir ferdi, ihata-i fikriyesiyle, aklıyla, kalbinin vüs’atiyle bir nevi külliyet kesb eder. Ve keza, insanın bir ferdi, hilâfet hususunda âlemin eczâsıyla şuurca alâkadar olduğundan, nebatî olsun, hayvanî olsun,.." izahı?

  43. "Semerelerden bir hisse kendisine aittir. Bâki kalan kısm-ı âzamı Hâlıka râcidir. Zîhayata âit, uzun bir zaman sonra husule gelir. Hâlıka râci kısım ise, bir anda husule gelir." izah?

  44. "Sebep ile müsebbep, kuvvet ile amel arasında münâsebet lâzımdır. Fazla, noksan olmamalıdır..." izah eder misiniz?

  45. "İ’lem eyyühe’l-aziz! Senin şuur ve ilminin sana taallûku, ahval ve levâzımât-ı ihtiyâcâtın nisbetindedir. Çünkü, sebeple müsebbep, kuvvetle amel arasında münasebet lâzım

  46. Senin şuur ve ilminin sana taallûku, ahval ve levâzımât-ı ihtiyâcâtın nisbetindedir.. Cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

  47. "Cenab-ı Hakk'ın ef'ali birbirine münasib, âsarı birbirine müşâbih, esmâsı birbirine âyine ve ma'kes, sıfatı birbirine mütedâhil, şuûnâtı memzuc ise de, herbirisi için hususî bir tavır, bir hal vardır ki, maksud-u bizzât o hususî tavırdır..." izah eder misiniz?

  48. "Kur'ân-ı Kerîm bütün insanlara rahmettir. Çünkü herbir insanın şu hakikî âlemden kendisine mahsus hayalî bir âlemi olduğu gibi,.." devamıyla izah eder misiniz?

  49. "Cenâb-ı Hakk'ın ef’âli birbirine münasip, âsârı birbirine müşâbih, esmâsı birbirine ayine ve mâkes, sıfâtı birbirine mütedahil, şuûnatı memzuc ise de, herbirisi için hususî bir tavır, bir hal vardır ki, maksud-u bizzat o hususî tavırdır..." izah?

  50. "Ve keza, Kur’ân-ı Kerim'in bir meziyeti şudur ki: Bütün ulemâ ve ehl-i meşrep gibi herkes hidayeti için, şifası için müteaddit sûrelerden ayrı ayrı âyetleri ahz edebilir." Burayı bir kaç cümle ile biraz açar mısınız?

Yükleniyor...