Block title
Block content

"İnsan saltanat-ı rububiyetin mehâsinine nâzır ve esmâ-i kudsiyenin cilvelerine dellâl ve kalem-i kudretle yazılan mektubat-ı İlâhiyeyi mütalâa ile mütefekkir olduğu cihetle, eşref-i mahlûkat ve halife-i arz olmuştur." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri burada, insanın üç vazifesinden bahsetmektedir. İnsan bu üç vazifesi sebebiyle; yeryüzünün halifesi ve mahlukatın en şereflisi olmuştur. Şimdi bu üç vazifeyi tahlil edelim:

İnsanın birinci vazifesi: Saltanat-ı rububiyetin mehasinine nazır olmaktır. Peki, rububiyet nedir? Rububiyet; Allah’ın mahlukatı yaratması, öldürmesi, beslemesi, ona suret vermesi, onu aza ve cihazlarla donatması, vazifesini öğretmesi, halden hale şekilden şekle sokması, onu evirmesi, çevirmesi ve onda tasarrufta bulunmasıdır.

Mesela bir sineği ele alalım: Sineğin yaratılması, rububiyetin tecellisidir. Ona hayat verilmesi; göz, kanat, iğne gibi azaların takılması, rububiyetin tecellisidir. Ona uçmanın öğretilmesi; iğneyle kan çıkarma tekniğinin ilham edilmesi ve yaşam şartlarına uygun terbiye edilmesi, rububiyetin tecellisidir. Ona bir şekil ve suret verilmesi; vazifesinin öğretilmesi, duygularla teçhiz edilmesi, rububiyetin tecellisidir. Rızıklandırılması; halden hale sokulup son şeklini alması ve vakti geldiğinde öldürülmesi, rububiyetin tecellisidir. Bunlar gibi, sineğin üzerinde saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok rububiyet tecellisi vardır.

Peki, saltanat-ı rububiyet nedir? Saltanat-ı rububiyet, bu rububiyetin bütün kainatı kaplaması, her yerde hakim olması, sinekten tutun yıldızlara kadar her şeyde gözükmesidir. Öyle ki, şu alemde 1 cm2 kadar bir yer, bu rububiyetin haricinde kalmamıştır.

İşte insanın birinci vazifesi, bu rububiyeti görmek; saltanatı ve haşmeti karşısında, hayret ve muhabbetle secde etmektir.

İnsanın ikinci vazifesi: Esma-i kudsiyenin cilvelerine dellal olmaktır. Yani Allah’ın kudsi isimlerinin, varlıklar üzerindeki tecellilerini birbirine göstermek, ilahi isimlerin cilvesini ilan etmektir. Birazdan bu vazifeyi kısaca açıklayacağız.

İnsanın üçüncü vazifesi: Kalem-i kudretle yazılan mektubat-ı ilahiyeyi, mütalaayla tefekkür etmektir. Her bir varlık, Allah’ın kudret kalemiyle yazılmış, ilahi bir mektuptur. Bir çiçek, bir böcek, ağaç, kuş, kelebek, bir damla su; her ne varsa, her şey Allah’ın bir mektubudur. O mektupta, Allah’ın isim ve sıfatları yazılmıştır. İnsanın vazifesi, mektup hükmündeki o varlığı, mütalaa ve tefekkür etmektir.

İkinci ve üçüncü vazifeler birbirine benziyor. Birisi, ilahi isimleri tefekkür etmek; diğeri, bu isimleri insanlara ilan etmektir.

Şimdi ben bu üçüncü vazifeyi, yani mütalaa ve tefekkür vazifesini yapayım. Kudret kalemiyle yazılmış bir mektup olan bir sineği, mütalaa ve tefekkür edeyim. Bu tefekkürümü de sesli yapıyım; bu sayede ikinci vazife olan, ilahi isimlerin tecellisini gösterme ve ilan etme vazifesini de eda etmiş olayım.

  • Bu sinek yok idi, var oldu. Varlığıyla Allah’ın Mucid, Mübdi, Halik ve Mükevvin isimlerine ayna oldu.
  • Allah o sineğe hayat verdi. Hayatıyla Muhyi ismine ayna oldu.
  • Allah o sineği besledi. Beslenmesiyle Rezzak, Rahman, Münevvil ve Mukit isimlerine ayna oldu.
  • Sanatlı vücuduyla, Sâni ismine, hikmetli cihazlarıyla Hakim ismine, suretiyle Musavvir ve Fettah ismine ayna oldu.
  • Vücudunda onlarca maddenin toplanmasıyla Cami ismine, rengiyle Mülevvin ismine, diğer sineklere benzememesiyle Mufassıl ismine ayna oldu.
  • Vazifesinin ve hayat şartlarının kendisine öğretilmesiyle Rab, Mülakkin ve Saik isimlerine ayna oldu.
  • Bir yumurtadan çıkartılmakla Falik ismine, her ihtiyacının karşılanmasıyla Rahim, Vehhab ve Muhsin isimlerine ayna oldu.
  • Halden hale, şekilden şekle sokulmasıyla Muhavvil, Mükemmil ve Mübeddil isimlerine ayna oldu.
  • Yumurtasındaki haliyle Evvel ismine, son şekliyle Ahir ismine, varlığıyla Zahir ismine, içinde çalışan fabrikayla Batın ismine ayna oldu.
  • Yapan elbette yaptığını bilecek. Kudreti onu yapmaya yetecek. Yaptığını görecek ve yapmayı irade edecek. Bütün bunlarla o sinek; Allah’ın Alim, Kadîr, Basîr ve Mürîd isimlerine ayna oldu.

Daha bunlar gibi onlarca isme ayna oldu, mazhar oldu. Şimdi anladık mı, sinek nasıl bir kitapmış? Öyle bir kitapmış ki, onda onlarca ilahi isim yazılmış.

İşte bu sırdan dolayı, kamil bir mümin bir sineği öldüremez. Çünkü o sinek, Allah’ın antika bir sanatıdır. Bir çiçeği koparamaz. Çünkü o çiçek, Rabbani bir kasidedir. Bir yaprağa elini uzatamaz, çünkü o yaprak, Allah’ın isimlerinin aynası, sıfatlarının mazharıdır.

İşte bu vazifeleri sebebiyle insan, eşref-i mahlukat, yaratılmışların en hayırlısı ve yeryüzünün halifesi olmuştur...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Paylaş

BENZER SORULAR

Yükleniyor...