"İnsanî Arş" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Arş, bütün varlık âlemini kuşatan idare merkezidir.

İnsanî arş ise;İnsan mahiyetinin en ileri terakki noktası” “insanlık arşı, insanlığın en ileri dereceleri” manasında bir benzetmedir. Bu yükselişin sırası ise, insandan başlar, yeryüzünden geçer ve bütün âlemleri geri bırakacak noktaya kadar varır.

Yani ruhun bu yükselişi, “Nefsini bilen Rabbini bilir” hakikatinden başlar, yeryüzünü temaşa ve tefekkürden geçer ve bütün kâinattaki isim ve sıfat tecellilerinin tefekkür edilmesiyle son bulur.

İnsanın mahiyeti terakkiye ve inkişafa müsaittir. Bu mahiyetin; “Zerreden ta şemse kadar dereceleri vardır.” Yani, ideal itibariyle atom kadar küçük insanlar olduğu gibi, güneş kadar yüksek ve parlak insanlar da vardır. Üstad Hazretleri; “Bazı insan bir zerrede boğulur, bazısında da dünya boğulur” buyurarak bu farklılığı çok güzel ortaya koyar.

İnsanî arşa çıkmak, kendi insanlık mahiyetini arş gibi yüksek bir dereceye çıkarmak demektir. Arş bütün varlık âlemini ihata ettiği cihetle insan, terakki yolculuğuna önce kendi varlığındaki rahmet tecellilerini seyretmekle başlayıp sonra bütün yeryüzündeki tecellilere nazar eder ve sonunda bütün âlemlerdeki rahmet ve hikmet tecellilerini seyre koyulur. Buna göre, tefekkür yolculuğuna Rahîm isminin tecellilerinden başlayıp sonra Rahman ismine geçer ve sonunda Allah’ın bütün varlık âlemlerindeki rahmet, hikmet, kudret, azamet tecellilerini düşünmekle manen yükselir, insanlık arşına çıkar.

Bismillahirrahmanirrahîm yukarıdan nüzul ile semere-i kâinat ve âlemin nüsha-i musağğarası olan insana ucu dayanıyor. Ferşi arşa bağlar. İnsanî arşa çıkmağa bir yol olur.” (Sözler)

Üstad Bediüzzaman Hazretleri Besmelenin Sırlarını izah ederken, çok mühim bir inceliğe dikkat çekiyor. O da besmelede yer alan, Allah, Rahmân ve Rahîm isimlerinin hem mânaları, hem de diziliş sıralarıyla ortaya koydukları derin sır.

Allah ismi, bütün İlâhî isimleri ve sıfatları içine almaktadır. Rahmân, “bütün canlılara merhamet eden, rızıklarını veren ve her türlü ihtiyaçlarını gören,” mânasına gelir. Rahîm ise, “Allah’ın, müminleri lütfüyle cennete, kâfirleri adliyle cehenneme koymasını” ifade eder.

“Yukarıdan nüzul ile” ifadesini, insana göre yukarı olan “sema tabakaları ve topyekûn varlık âlemi” şeklinde anlamamız gerekir. Yani, Allah, “arşı ve kürsisiyle, cennet ve cehennemiyle” bütün âlemleri yaratmış, tanzim etmiştir.

Allah ismi, bizi bütün âlemlerdeki isim ve sıfat tecellilerinde gezdirirken, Rahmân ismi nazarımızı yeryüzüne indirir ve bize ondaki bütün canlıların rahmetle beslendiklerini hatırlatır.

Rahîm ismi ise, yeryüzündeki canlılar içerisinde cennet yahut cehenneme namzet olan insan türüne dikkatimizi çeker.

İşte, ‘nüzul’ kelimesi bize bu mânaları ders verir.

İnsan tefekkür ederken önce kendi nefsinden başlayacak ve Rahîm isminin kendi varlığındaki rahmet cilvelerine nazar edecektir. İnsan mahiyeti o şekilde takdir edilmiştir ki, ondaki istidat ve kabiliyetler ebedî bir âlemi meyve vermektedir. Cennet ve cehennemin çekirdeği insanın bu mükemmel mahiyetidir.

Kendini böylece değerlendiren insan, daha sonra çevresini kuşatan hayvanlar ve bitkiler âlemindeki İlâhî rahmet ve inayetlere nazar eder.

Yer küresindeki bu fikrî seyahatini bitirmiş olarak semalara geçer; tâ levh-i mahfuza, arşa kadar bütün varlık âlemindeki İlâhî terbiyeleri, icraatları düşünür.

Böylece insanlık mahiyetini yerinde kullanmakla insanî arşa çıkmış, yani insanlığın en ileri derecelerine yükselmiş olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...